Şuanki Zaman: 12-04-2008, 11:09 PM Hoşgeldin Misafir ! (GirişÜye Olun)
Özel Arama

Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Ali haydar Efendi k.s
Konudaki Cevap Sayısı
5
Konuyu Açan Kişi
Suret-i_Mah
Görüntülenme Sayısı
89
Cevapla 
 
Derecelendir
  • 0 Oylar - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Ali haydar Efendi k.s
10-28-2007, 04:35 PM
Mesaj: #1
Ali haydar Efendi k.s
[center][size=12pt]Batum’un Ahıska kazasında 1870 senesinde dünyaya geldi. Babası Şerif
Efendi’dir. İki yaşında annesini, dört yaşında da babasını kaybeden Ali
Haydar Efendi Kuddise Sırruh ilk ilim tahsilini memleketinde yapmıştır. Daha
sonra Erzurum’da medrese tahsiline devam etmiştir.
Erzurum’dan sonra İstanbul’a gelen Ali Haydar Efendi Kuddise Sırruh, Fatih
Camii Şerifi’nde derslere devam ederek, Beyazıd dersiâmlarından Çarşambalı
Hoca Ahmed Hamdi Efendi’den 1901 yılında icazet almıştır.
Ahmed Hamdi Hoca’nın derslerine devam ederken, devrin kadısını yetiştiren
şimdiki Hukuk Fakültesi’nin ilk şekli olan, Medresetü’lKuzzât’a giderek
oradan da şahadetname almıştır.
Fatih Camii’nde talebe okutmaya başlamıştır. Fetvahanede fetva vermiş,
gösterdiði büyük iktidarla, 1914 yılında Sahn Medresesi Fıkıh
Müderrisliði’ne tayin edilmiştir.
1915 yılında Şeyhü’lİslamlık’ta yeni kurulan “Telifi Mesâil Heyeti
Reisliði”ne tayin edilmiştir. 1916 yılında Huzur Dersleri baş
muhatablıðına tayin edilmiş ve bu dersler saltanatın kaldırıldıðı
1923 yılına kadar devam etmiştir.


İLMİ

Ali Haydar Efendi Kuddise Sırruh derin bir bilgiye sahipti. Dînî ilimleri
bihakkın kavrayan bir zekaya sahipti. Dört mezhebe vukfiyeti herbirinde
fetva verecek derecede idi. Hitabeti de çok kuvvetliydi. Hitab ettiði
cemaati hemen te’siri altına alırdı.



Uðrunda hayatı boyunca mücadele ettiði en büyük gayesi, Allah’ın
indirdiði ile hükmetmekti. Maruz kaldıðı çile ve meşakkatlara
göðüs germiştir. Emri bi’lma’rufa büyük önem verirdi. “Dini Mübini
İslâm’ın devam ve bakası, emri bi’lmaruf ve nehyi ani’lmünkerin devamına;
dîni mübini İslâm’ın inkırazı (yıkılması) ise emri bi’lmaruf ve nehyi
ani’lmünkerin terkine baðlıdır.” derdi.


TARİKAT

Ali Haydar Efendi Kuddise Sırruh, tarikat ehli bir zattı. Zamanın
Kutbu’lAktab’ıydı. Nakşibendi tarikatının Halidî koluna mensubdu. Silsilede
sırası otuzbeşinciydi. Şeyhi ise, Bandırma’da medfun bulunan Mevlana Ali
Rıza el-Bezzaz Kuddise Sırruh idi. Ali Haydar Efendi Kuddise Sırruh
Nakşibendi tarikatının şeyhlerinden olan ve silsilede 32. sırada bulunan,
Mevlana Muhammed Mustafa İsmet Garibullah Kuddise Sırruh Efendinin Fatih
Çarşamba’da Cebecibaşı mahallesindeki konaðını tekke edinerek, Şeyh
İsmet Efendi Dergahı adı verilen bu tekkede, irşad makamına oturmasına
raðmen 5 yıl bu hakkı gasbedilmiş, nihayet 1919 yılında, Ali Haydar
Efendi Kuddise Sırruh’un postnişinliði bizzat padişah tarafından tasdik
edilmiştir.
O, gözlerin nuru, kalblerin sürûru idi. Marifet deryası ve sırlar hazinesi
idi.
Pek az kimselere nasib olan makamların sahibiydi. Aşkla, muhabbetle yanan
kalblerin tabibi idi.
Ömrü dinin ihyasına çalışmakla geçti. Kur’anı Kerim’i çok okurdu. Bir edebin
bile terkine rızası yoktu.


VEFATI

Dergahının bulunduðu mahalde bulunan evinde, 1 Aðustos 1960
yılında vefat etti.
Vefatında, ayetler okuyarak, etrafındakilere nasihatlar ederek, tebessümler
saçarak, dârı bakaya göç etti. Arkasında binlerce gözü yaşlı mürid bıraktı.



HAYATINDAN KESİTLER

li Haydar Efendi Kuddise Sırruh’un müridlerinden, Bandırma eşrafından Hacı
Emrullah Efendi’yi dinliyelim:
Emrullah Efendi diyor ki:
“Ramazan yaklaşıyordu. Mahallede mukabele okuyacak bir kimse bulmamız mümkün
deðildi. Bu düşünce içerisinde camiye gitmiştim. Bir de ne göreyim!
Camide genç bir delikanlı Kur’an okuyor. Hem de çok güzel okuyordu. İçimden
‘Ramazan’da Kur’an’ı bu gençten dinleriz.’ diye geçirdim. Namazı beraber
kıldıktan sonra kendisiyle tanıştım. Bize Ramazan’da mukabele okuması için
teklifte bulundum.
Bandırma’ya askerlik vazifemi yerine getirmek için geldim, dedi. Son derece
üzülmüştüm.
Sizi evimde misafir etmek isterim. deyince de çok saygılı bir şekilde
reddeti ve otelde yer ayırttıðını söyledi. Bunun üzerine para
yardımında bulunmak için para teklif ettim.
Hayır istemem. İleride lazım olursa sizden isterim, dedi. Kendisine
dükkanınımın yerini tarif ettim. Müsaid zaman olduðunda veya herhangi
bir sıkıntısı olduðunda, dükkanıma gelmesini tembih ettim. Ve ayrıldık.
Aradan uzun zaman geçtiði halde bizim askerden hiçbir haber alamadım.
Bir cuma günü cuma namazını kılmak için camiye erken gitmiştim. Bir de ne
göreyim! Aradıðım asker kürsüde vaaz ediyor. Son derece mutlu olmuştum.
Hele vaazın manevi havası bütün camiyi kaplamıştı. Birden aklıma ilçemizin
müftüsü geldi. Müftü tanımadıðı, bilmediði kişilere vaaz
ettirmezdi. Bu askerin vaazına da bir terslik çıkarmasından korkmuştum. Bu
düşünceler içerisindeyken kürsünün dibinde gözlerim müftüyü buldu. Büyük bir
dikkatle vaazı dinliyordu. Bu manzara karşısında rahatladım. Namazdan sonra
askerin yanına vardım, niçin gelmediðini, kendisini merak ettiðimi
söyledim.
Birliðimden izim alamadım, dedi ve yine ayrıldık.
Bu arada ben hacc hazırlıklarına başladım. Allâhü Teâlâ nasib etti de o
mübarek beldelere gittim. Ben haccda bulunurken arkamdan şöyle bir hadise
cereyan etmiş.
Ali Haydar Efendi Kuddise Sırruh’un, Bandırma’daki medfun şeyhi Ali Rıza
el-Bezzaz Kuddise Sırruh Hazretleri, manevi yolla İstanbul’daki dergahta
bulunan, Ali Haydar Efendi Kuddise Sırruh’a: “Bandırma’ya hemen gel ve
buradaki emaneti al, diyor. Efendi Hazretleri Kuddise Sırruh’u ona takdim
ediyor. Ali Haydar Efendi Kuddise Sırruh etrafındakilere:


Hazırlık yapın, Bandırma’ ya gidiyoruz, der. Etrafındakiler:
Aman Efendi Hazretleri, bu hasta halinizle nasıl yola çıkarız, demelerine
raðmen, emir kesindir ve yola çıkılır. Yolculuk biter ve Bandırma’daki
Tekke Camii’ne varılır. Ali Haydar Efendi Kuddise Sırruh yanında bulunan
müridlerine:

Burada bir asker var. Onu bulun ve bana getirin, der. Fakat işin ters
tarafı, askerin, adı, soyadı, adresi, hülasa hakkında hiç bir bilgi yok.
Sadece bir asker aranıyor. Benim de haccda bulunmam işleri daha da
zorlaştırmıştı.

Birgün Tekke Camii’nin önünde medfun Ali Rıza el-Bezzaz Kuddise Sırruhu
Hazretlerinin kabri başında bir asker Kur’ an okuyordu. Asker aramak için
dolaşan müridlerden biri, bir askerin, üstadın kabri başında Kur’an
okuduðunu görüyor. Hemen içeriye koşuyor ve Ali Haydar Efendi Kuddise
Sırruh’a:

Efendim, üstadımızın kabri başında Kur’an okuyan bir asker var, diyor. Ali
Haydar Efendi Kuddise Sırruh:
Onu hemen çaðırın, diyor. Mürid askerin yanına gelir:
Kardeşim, içeride meşayıhtan biri var. Sizi görmek istiyor. İçeri kadar
gelir misiniz, der. Asker hemen kalkıyor ve camiye giriyor.
Kapıdan içeri girerken Ali Haydar Efendi Kuddise Sırruh ayaða kalkıyor
ve etrafındakilere:

İşte emanetleri teslim edeceðim kimse geldi, diyor. Böylece ilk görüşme
oluyor. İstihare neticesinde ders veriliyor ve intisab başlıyor.
Asker olan Mahmûd Efendi Kuddise Sırruh Hazretleri, Bandırma’da aranırken,
Ali Haydar Efendi Kuddise Sırruh’un etrafındakiler zaman zaman ona:
Tanımadıðınız bir askere niçin bu kadar kıymet veriyor sunuz, derlerdi.
O:

Onun amel defterine henüz bir seyyie yazılmamıştır, cevabını verirdi.
Efendi Hazretlerinin, acemi eðitimi bitiyor. Geri kalan
askerliðini tamamlamak için İstanbul’a geliyor. Bu onun için büyük bir
nimet oluyor. Ali Haydar Efendi Kuddise Sırruh’un sohbetlerine devam ediyor.
Efendi Hazretleri, terhisten sonra memleketine gidiyor. Bir müddet
İstanbul’a gelemiyor.

Efendi Baba’ya Trabzon’ dan yazdıðı mektuplara
Efendi Baba da cevap veriyor. Bir mektubuna verdiði cevabın sonu şu
satırlarla bitmektedir. “...Evladım, Yusuf’um, biliyorsunuz ki, ellerim
ra’şesi günden güne artmaktadır. Cevabı kendi yazınızla arzu ediyorum.
Yazınız beni gayrete getirdi. Bunu iki günde devre devre yazabildim.
Okuyabilirsen oku da göreyim. Hele çabuk gel de lisanen anlaşalım. “
Kısa bir müddet sonra Efendi Hazretleri İstanbul’a geliyor. Ali Haydar
Efendi Kuddise Sırruh ona:
Sen İsmail Aða Camii’ne imam olacaksın, diyor. O gün bu gündür, Efendi
Hazretleri müridânı tarikı Hakk’a süluk ettirme vazifesini aynı mekanda
sürdürmektedir. Allah Celle Celaluh ömrüne bereket ihsan ederek, başımızdan
eksik eylemesin. Amin!


skilip’li Atıf Hoca ile Ali Haydar Efendi Kuddise Sırruh şapka kanunu
vesilesiyle aynı koðuşta mahkumdur.

Ali Haydar Efendi Kuddise Sırruh bir gece rüyasında şeyhini görür.
Şeyhi 33 defa Fetih Suresi’ni okumasını ve bu vesile ile Cenâbı Hakk’ın
kendisini kurtaracaðını söyler.

Efendi Hazretleri, Fetih Suresi’ni okumaya başlar.
Bir taraftan da her okuduðu sureye mukabil, ranzaya bir çizik atar.
Ali Haydar Efendi Kuddise Sırruh’u birşey okuyup sayarken gören, İskilip’li
Atıf Hoca, Ali Haydar Efendi Kuddise Sırruh’a hitaben:
Efendi, ne yapıyorsun? der.

Efendi Hazretleri meseleyi izah eder ve ona da okumasını söyler.
Bunun üzerine İskilip’li Atıf Hoca:

Ben de bu gece, Hazreti Fahri Kainat Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem’i
gördüm:

“Atıf! Ben seni çaðırıyorum. Sense savunmanı hazırlıyorsun,” buyurdu,
der.

Nihayet Ali Haydar Efendi Kuddise Sırruh Fetih Suresi’ni okuyarak hapisten
kurtulur. Atıf Hoca da şahadet şerbetini içerek Hakk’a yürür.
Ali Haydar Efendi Kuddise Sırruh der ki:

“Benim evladım, sülbümden deðil; yolumdan gelendir.”
“Siz ne zannediyorsunuz? Bu dinden bir nokta bile sökemeyeceklerdir. Dört
mezhebin bütün kitaplarını ortadan kaldırsalar, onları en ince noktasına
kadar aynen yazmaya malikim.


Ali Haydar Efendi Kuddise Sırruh’un kabri Edirnekapı Mezarlıðı’ndadır.
Mezar taşına şu kayıt düşülmüştür.

Ulemâi Kiram’dan Fatih Mûcîz Dersi Âm’î, Meşihati İslâmiyye Hey’eti
Te’lifiyye Reisi, Kutbu’lEvliyâ esSeyyid, eşŞeyh Mustafa İsmet Garibullah
Dergahı Post Nişini, el-Arifi Billah, el-Vâsılu ilallah, Zü’lcenahayn,
Kutbu’lİrşad ve Gavsu’lEvtad, esSeyyid, eşŞeyh, el-Hâc,
Aliyyü’lHaydare’lAhiskavî (Kuddise Sırruh) ruhi içün el-Fâtiha...


....
Her kim alır silsilemiz yadına
Erdire Allah anı muradına
Her okuyan silsilemiz aşk ile
Feyzi vafir bulur izni Hakk ile
Silsilemiz müselsel eyle
Yâ Rabbe’lEn’*****
Yürüsün böyle müselsel
Ta ola yevmü’lkıyam
Amin... Amin... Amin...
[/size] [/center]
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
10-28-2007, 06:54 PM
Mesaj: #2
Ynt: Ali haydar Efendi k.s
Allah razı olsun emeğine ve yüreğine sağlık..Rabbim bizleride o mübarek zatlar gibi dinine bağlı müminlerden eylesin..




NİYET HAYR AKİBET HAYR..

[Resim: imza1mf9.gif][Resim: emegesaygifo6.gif]
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
11-15-2007, 09:13 AM
Mesaj: #3
Ynt: Ali haydar Efendi k.s
ALLAH (CC) RAZI OLSUN ELLERİNE VE EMEĞİNE SAĞLIK TŞKÜRLER...
[Resim: 883d300c9b7b946fe0e3ed8ad0d582d4.jpg]
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Forum Atla:


 Quick Theme:


İletişim | irfanmeclisi | Yukarıya dön | İçeriğe Dön | Hafifleştirilmiş Sürüm | RSS Beslemesi
Forumlara hızlı giriş için tıklayın
|Allah C.C.|   | Kur'an-ı Kerim | | Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) |  | İslam Büyükleri Alimleri ve Eserleri | | Dini Bilgiler |
| İslamî Hayat ve Aile | | Resimler & Duvar kağıtları | | Ilahi & Ezgi Sozleri | Nükte,Hiciv,Fıkra ve Bulmacalar |
| Dini Filmler , vss. | | İlahiler & Ezgiler | | Cep Telefonları Ve Donanımları | | program download (program indir) |
| Gündemdeki Konular | | Dergi,Kitap ve Diğer Tanıtımlar.. | | İslam Tarihi | |  Peygamberler Tarihi | | Osmanlı Tarihi |

Google Pagerank CheckerTOPlist
Zirve100