Şuanki Zaman: 12-04-2008, 11:45 PM Hoşgeldin Misafir ! (GirişÜye Olun)
Özel Arama

Konu Bilgileri
Konu Başlığı
ALİ İBN EBİ TÂLİB-
Konudaki Cevap Sayısı
10
Konuyu Açan Kişi
ekrem23
Görüntülenme Sayısı
93
Cevapla 
 
Derecelendir
  • 0 Oylar - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
ALİ İBN EBİ TÂLİB-
10-22-2007, 01:18 PM
Mesaj: #1
ALİ İBN EBİ TÂLİB-
[size=10pt]ALİ İBN EBİ TÂLİB

Resulullahın amcasının oğlu, damadı, dördüncü halife. Babası Ebû Talib, annesi Kureyşten Fâtıma binti Esed, dedesi Abdulmuttalibtir. Künyesi Ebuı Hasan ve Ebû Tûrab (toprağın babası), lâkabı Haydar; ünvanı Emîrul-Müminindir. Ayrıca Allahın Arslanı ünvanıyla da anılır.

Hz. Ali küçük yaşından beri Resulullahın yanında büyüdü. On yaşında İslâmı kabul ettiği bilinmektedir. Hz. Haticeden sonra müslümanlığı ilk kabul eden odur. Hz. Peygamber ile Hz. Haticeyi bir gün ibadet ederken gören Hz. Aliye Peygamberimiz şirkin kötülüğünü, tevhidin manasını anlattığında Hz. Ali hemen müslüman olmuştu. Mekke döneminde her zaman Resulullahın yanındaydı. Kâbedeki putları kırmasını şöyle anlatır: "Bir gün Resul-u Ekrem ile Kâbeye gittik. Resul-u Ekrem omuzuma çıkmak istedi. Kalkmak istediğim zaman kalkamıyacağımı anladı, omuzumdan indi, beni omuzuna çıkardı ve ayağa kalktı. Kendimi istesem ufukları tutacak sanıyordum. Kâbenin üzerinde bir put vardı, onu sağdan soldan ittim. Put düştü, parça parça oldu. Resulullahın omuzlarından indim. İkimiz geri döndük." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 384).

Resul-u Ekrem, en yakın akrabasını uyarmak ve hakkı tebliğ etmek hususunda Allahu Teâlâdan emir alınca onları Safa tepesinde toplayıp ilâhî emirleri tebliğ edince, Kureyş müşrikleri onunla alay etmişti. İkinci toplantıyı yapmasını Hz. Ali (r.a.)ye bıraktı, Ali de bir ziyafet hazırlayarak Hasimoğullarını davet etti. Resulullah yemekten sonra: "Ey Abdülmuttaliboğulları, ben özellikle size ve bütün insanlara gönderilmiş bulunuyorum.

İçinizden hanginiz benim kardeşim ve dostum olarak bana beyat edecek" dedi. Yalnız Ali (r.a.) kalktı ve orada Resulullaha onun istediği sözlerle beyat etti. Bunun üzerine Resul-u Ekrem, "Kardeşimsin ve vezirimsin " diyerek Hz. Aliyi taltif etti.

Hz. Peygamber hicret etmeden önce elinde bulunan emanetleri, sahiplerine verilmek üzere Aliye bıraktı ve o gece Hz. Ali, Resulullahın yatağını da yatarak müşrikleri şaşırttı. Böylece Hz. Ali, Hz. Peygamberi öldürmeye gelen müşrikleri oyalayarak onun yerine hayatını tehlikeye atmış, bu suretle Peygambere hicreti sırasında zaman kazandırmıştır. Hz. Ali, Peygamberimizin kendisine bıraktığı emanetleri sahiplerine verdikten sonra Medineye hicret etti. Medinede de Hz. Peygamberin devamlı yanında bulundu, bütün cihat harekâtlarına katıldı, Uhudda gâzî oldu. Bedirde sancaktardı. Aynı zamanda keşif kolunun başındaydı; hakim noktaları tesbit ederek Hz. Peygambere bildirdi. Bu mevkiler işgal edilerek, Bedirde önemli bir savaş harekâtını başarıya ulaştırdı. Bedir gazasının başlamasından önce, Kureyşlilerle teke tek dövüşen üç kişiden biriydi. Bu döğüşte, hasmı Velid b. Muğireyi kılıcı ile öldürdüğü gibi, Hz. Ebû Ubeyde zor durumdayken yardımına koştu ve onun hasmını da öldürdü. Kendisine "Allahın Arslanı" lâkabı ve Bedir ganimetlerinden bir kılıç, bir kalkan ve bir de deve verildi.

Hz. Ali, Bedir savaşından sonra Hz. Peygamberin kızı Hz. Fâtıma ile evlendi. Nikâhını Hz. Peygamber kıydı. O zamana kadar Resulullahla oturan Hz. Ali nikâhtan sonra ayrı bir eve taşındı. Hz. Alinin, Hz. Fâtımadan üç oğlu, iki kızı dünyaya geldi.

Hicretin üçüncü yılında Uhud savaşında, müslüman okçuların hatası yüzünden müşrikler müslümanların üzerine saldırmışlar ve Hz. Peygamber de yaralanarak bir hendeğe düşmüş ve düşman onun öldüğünü yaymıştı. Halbuki o sırada döğüşe döğüşe gerileyen Hz. Ali, Hz. Peygamberin içine düştüğü hendeğe ulaşarak, onu korumaya almıştı. İki tarafın da kazanamadığı bu savaşta Hz. Ali birçok yerinden yaralanarak gazi oldu.

Uhud savaşından sonra Hz. Ali "Benu Nadr" Yahudilerinin hainlikleri üzerine bu kabile ile yapılan savaşı bizzat idare etti. Bütün çarpışmalarda Hz. Ali kahramanca döğüşmüş ve müşriklerin en meşhur savaşçılarını öldürmüştür. Hudeybiye barışında sulh şartlarının yazılmasında o memur edildi. Hz. Ali, sulhnameyi yazmaya şöyle başladı: "Bismillâhirrahmânirrahîm . Muhammed Resulullah...." Ancak müşrikler bu ifadeye itiraz ettiler. Hz. Peygamber, "Resulullah" yerine "Muhammed b. Abdullah" yazmasını Hz. Aliye söylemiş fakat Hz. Ali "Resulullah" ifadesinin yazımında ısrar etmiştir.

Hz. Ali Mekkenin fethi sırasında yine sancaktardı. "Keda" mevkiinden Mekkeye girdi. Mekke kan dökülmeden fethedildi. Hz. Peygamber ile birlikte Kâbedeki bütün putları kırdılar.

Mekkenin fethinden sonra Resulu Ekrem, Hâlid b. Velidi Benu Huzeyme kabilesine gönderdi. Bu kabile ya cehaleti, ya da bedevî olmalarından, "müslüman olduk" anlamındaki "eslemna" kelimesi yerine "sabbena" dediği için Hâlid b. Velid hiddetlendi ve onlarla harp etti. Hz. Peygamber olayı duyunca çok üzüldü. Hz. Aliyi bu hatayı telâfi ile görevlendirdi. Hz. Ali Benu Huzeymeye giderek öldürülenlerin diyetini ödeyip mağdur olanların zararlarını telâfi etmişti.

Huneyn gazasında müslümanlar bir ara bozulup dağıldılar. Sayıları binleri bulduğu halde içlerinden ancak birkaç kişi sabredip dayanabildi. Hz. Ali bu savaşta yalnız sabırla tahammül etmekle kalmayarak gösterdiği yiğitlik ve kumandanlıkla İslâm ordusunun kendi safında toparlanmasını sağladı.

Resulu Ekrem hicretin 9. yılında Tebük seferine çıkarken Hz. Aliyi ehl-i beytin muhafazası için Medinede bıraktı, ancak bu sefere katılamadığı için müteessir oldu. Bunun üzerine Resulullah: "Musaya göre Harun ne ise, sen bana karşı o olmak istemez misin?" dedi. Ali, bu iltifattan çok memnun oldu.

Berae suresinin ayetleri nazil olunca, Resulullah Hz. Aliyi Mekkeye gönderdi. Bu suretle hiçbir müşrikin artık Kâbe-i Şerîfi bundan sonra haccedemeyeceğini bildirdi.

Yemen bölgesinin İslâma girmesi zordu. Görev yine Ali b. Ebi Talibe verildi. Hz. Ali "Bu çok güç bir iş" dedi. Resulullah da "Ya Rabb, Alinin dili tercümanı, kalbi hidayet nurunun memba olsun" diye dua edince, Ali, siyah bir bayrak alarak Yemene gitti, kısa süren irşadları sayesinde Yemenin bütün Hemedan kabilesi müslüman oldu.

Hz. Peygamberin vefatı sırasında, hücresinde bulunanların başında geliyordu. Hz. Ebu Bekir halife seçildiği sırada Hz. Ali Resulullahın hücresinde tekfin ile meşgul idi.

Hz. Ömer devrinde devletin bütün hukuk işleriyle ilgilenip adeta İslâm devletinin baş kadısı olarak görev yaptı. Hz. Ömerin şehâdeti üzerine yine devlet başkanını seçmekle görevlendirilen altı kişilik şûra heyetinde yer alıp, bu altı kişiden en sona kalan iki adaydan biri oldu.

Hz. Osmanın hilâfeti döneminde idarî tutumdan pek memnun olmamakla birlikte İslâm devletinin muhtelif vilâyetlerinden gelen şikayetleri hep Hz. Osmana bildirmiş ve ona hâl çareleri teklif etmişti. Hz. Osmanı muhasara edenleri uzlaştırmak için elinden gelen gayreti sarfetti.

Hz. Osmanın şehâdetinden sonra İslâmın ileri gelen şahsiyetleri ona beyat ettiler. Ancak onun bu dönemi Allahın bir takdiri olarak son derece karışık bir dönem oldu. Hilâfete geçtiğinde hâlledilmesi gereken bir çok problemle karşı karşıya kaldı. Bu karışıklıklar Cemel ve Sıffın gibi iç çatışmaları doğurdu. İslâm devleti bünyesindeki bu ihtilâfları giderme konusunda büyük fedakârlık ve gayretler gösterdi.

Nihayet, Kûfede 40/661 yılında bir Hârici olan Abdurrahman b. Mülcem tarafından sabah namazına giderken yaralandı. Bu yaranın etkisiyle şehid oldu.

Hz. Ali devamlı olarak Hz. Peygamber (s.a.s.)in yanında bulunduğu için Tefsir, Hadîs ve Fıkıhta sahabenin ileri gelenlerindendir. Hatta Resulullahın tabiri ile "ilim beldesinin kapısı" olarak ümmetin en bilgini idi. Hz. Peygamber yolunda insanları hakka iletmek için büyük gayretler sarfetmiş ve hilâfet dönemi iç karışıklıklarla dolu olmasına rağmen İslâmın öğretilmesi ve öğrenilmesi hususunda büyük katkıları olmuştu.

Medinede duruma hakim olup yönetimi tam olarak eline aldıktan sonra öğretim için merkezde bir okul kurdu. Arapça gramerin öğretilmesini Ebu Esved ed-Düeliye, Kuran okutma ve öğretme işini Abdurrahman esSülemiye, Tabiî ilimler konusunda öğretmenlik görevini Kümeyl b. Ziyâda verdi. Arap edebiyatı konusunda çalışma yapmak üzere de Ubade b. esSamit, ve Ömer b. Selemeyi görevlendirdi. Devlet yönetimi ve hizmetlerini; maliye, ordu, teşrî ve kaza gibi bölümlere ayırarak yürütüyordu. Malî işleri, dağıtma ve toplama diye iki kısma ayırmazdı.

Ümmetin malını ümmete dağıtırken de son derece titiz davranırdı. Kendisine bir pay ayırma noktasında gayet dikkatli olup, kimsenin hakkına tecavüz etmemekte de büyük bir örnek idi. Kendisini Kûfede görenler, kışın soğuğunda ince bir elbisenin altında tir tir titreyerek camiye gittiğini aktarırlar. Devlet yönetici ve memurlarının nasıl davranmaları gerektiği konusunda şu yönetmeliği hazırlamıştı.

1. Halka karşı daima içinizde sevgi ve nezaket besleyin. Onlara bir canavar gibi davranmayın ve onları azarlamayın .

2. Müslüman olsun olmasın herkese aynı davranın. Müslümanlar kardeşleriniz, müslüman olmayanlar ise sizin gibi bir insandır.

3. Affetmekten utanmayın. Cezalandırmada acele etmeyin. Emriniz altında bulunanların hataları karşısında hemen öfkelenip kendinizi kaybetmeyin .

4. Taraf tutmayın, bazı insanları kayırmayın. Bu tür davranışlar sizi zulme ve despotluğa çeker.

5. Memurlarınızı seçerken zalim yöneticilere hizmet etmemiş ve devletin suçlarından ve zulümlerinden sorumlu olmamış bulunmalarına dikkat edin.

6. Doğru, dürüst ve nazik kişileri seçin ve çıkar ummadan ve korkmadan acı gerçekleri söyleyebilenleri tercih edin.

7. Atamalarda araştırma yapmayı ihmal etmeyin.

8. Haksız kazanç ve ahlâksızlıklara düşmemeleri için memurlarınıza yeterince maaş ödeyin.

9. Memurlarınızın hareketlerini kontrol edin ve bunun için güvendiğiniz samimi kişileri kullanın.

10. Mektuplar ve müracaatlara bizzat kendiniz cevap verin.

11. Halkın güvenini kazanın ve onların iyiliğini istediğinize kendilerini inandırın .

12. Hiç bir zaman vaadinizden ve sözünüzden dönmeyin.

13. Esnaf ve tüccara dikkat edin; onlara gereken önemi gösterin, fakat ihtikâr, karaborsa ve mal yığmalarına izin vermeyin.

14. El işlerine yardım edin; çünkü bu yoksulluğu azaltır, hayat standardını artırır.

15. Tarımla uğraşanlar devletin servet kaynağıdır ve bir servet gibi korunmalıdır.

16. Kutsal görevinizin yoksul, sakat ve yetimlere bakmak olduğunu hiç aklınızdan çıkarmayın. Memurlarınız onları incitmesin, onlara kötü davranmasın. Onlara yardım edin, koruyun ve yardımınıza ihtiyaç duydukları her zaman huzurunuza çıkmalarına engel olmayın .

17. Kan dökmekten kaçının, İslâmın hükümlerine göre öldürülmesi gerekmeyen kimseleri öldürmeyin.

Hz. Ali bütün bu emirleri kendi nefsinde eksiksiz uygulayan bir halifeydi. Beş yıllık halifeliği çok önemli olaylarla, savaş ve sıkıntılarla geçmişti. Fitnelere karşı sonuna kadar doğru yoldan sabırla mücadele etmek istedi sonunda şehid oldu.

Hz. Ali İslâmın bütün güzelliklerine vakıftı. Çünkü o, Resulullahın daima yanında bulunmuştu. Vahiy kâtibiydi, hâfız, müfessir ve muhaddisti. Hz. Peygamberden beş yüzden fazla hadis rivayet etti. Ahkâmın nazariyatından çok amelî keyfiyetine bakardı: "Halka anladıkları hadisleri söyleyiniz. Allah ile Peygamberin tekzip edilmesini ister misiniz?" (Buhârî, İlim) demiştir.

Hz. Alinin, Hz. Fâtımadan Hasan, Hüseyin, Muhsin adlı oğulları ve Zeynep, Ümmü Gülsüm adlı kızları oldu.

Hz. Ali âbid, kahraman, cesur, iyilikte yarışan, takva sahibi ve son derece cömertti. Medinede müslümanların durumu düzeldikten sonra, Hz. Ali de bir hizmetçi almaya karar verip, Resulullaha gitti. Resulullah kızıyla damadının arasına girerek: "Ben size hizmetçiden daha hayırlısını haber vereyim. Yatarken otuzüç kere Allahü ekber, otuzüç kere Elhamdülillah, otuzüç kere de Subhanallah deyin" buyurdu. Yine bir gün yiyecek çok az yemekleri olan Hz. Ali ile ailesi sofraya oturdukları sırada kapılarına bir dilenci geldi, onlar da yemeği dilenciye verdiler. Ertesi gün gelen bir yetime, üçüncü gün gelen bir esire yemeklerini verdiler. Bu olay üç gün sürdükten sonra şu ayet-i kerime indi: "şüphesiz en iyiler mizacı kâfur olan bir tastan içerler. Allahın kullarının taşıra taşıra içeceği bir kaynak. Adağı yerine getirirler ve şerri yaygın olan bir günden korkarlar. İçleri çektiği hâlde yiyeceği, miskine, yetime ve esire yedirirler. Biz sizi ancak Allahın rızası için doyuruyoruz, sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz oldukça asık suratlı zorlu bir günden dolayı Rabbımızdan korkuyoruz derler. Allah da bu günün şerrinden onları korur. Onlara parlaklık ve sevinç verir." (İnsan, 5/11)

Hz. Alinin "Zülfikâr" adı verilen meşhur bir kılıcı vardı. Kılıcın ağzı iki çatallı idi ve Hz. Aliye Resulullah tarafından hediye edilmişti.

Hz. Alinin cömertliği, insanîliği, Resulullaha olan yakınlığıyla edindiği büyük manevî miras onu yüzyıllardır halk inançlarında destani bir kişiliğe büründürmüştür. Bir gün onun dört dirhemi vardı. Birini açıktan, birini gizliden birini gündüz, birini de gece infak etti ve hakkında şu ayet-i kerime indi: "Mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık olarak infak edenler. Onlar için Rabbleri katında karşılıkları vardır ve üzülecek de değillerdir." (el-Bakara, 2/274).

Hz. Alinin peygamberimizden rivayet ettiği bazı hadis-i şerifler: "Günah işleyen biri pişman olur, abdest alır namaz kılar ve günahı için istiğfar ederse Allahu Tealâ Nisâ suresinde Biri günah işler veya kendine zulmeder sonra pişman olup Allahu Teâlâya istiğfar ederse Allahu Teâlâyı çok merhametli ve af ve mağfiret edici bulur buyurmaktadır."

"Üzerinde farz namaz borcu olan kimse, kazasını kılmadan nafile kılarsa boş yere zahmet çekmiş olur. Bu kimse, kazasını ödemedikçe Allahu Teâlâ onun nafile namazlarını kabul etmez. "

"Malınızın zekâtını veriniz. Biliniz ki, zekâtını vermeyenlerin bunu vazife kabul etmeyenlerin namazı, orucu, haccı ve cihadı ve imanı yoktur. "

Peygamberimiz (s.a.s.) Hz. Aliye buyurdu: " Ya Ali, altıyüzbin koyun mu istersin, yahut altıyüzbin altın mı veya altıyüzbin nasihat mı istersin ? " Hz. Ali dedi: "Altıyüzbin nasihat isterim." Peygamberimiz buyurdu: "Şu altı nasihate uyarsan altıyüzbin nasihata uymuş olursun: 1. Herkes nafilelerle meşgul olurken sen farzları ifa et. Yani farzlardaki rükünleri, vacipleri sünnetleri, müstehapları ifa et. 2. Herkes dünya ile meşgul olurken sen Allahu Teâlâyı hatırla. İslâma uygun yaşa; İslâma uygun kazan; İslâma uygun harca. 3. Herkes birbirinin ayıbını araştırırken sen kendi ayıplarını ara. Kendi ayıplarınla meşgul ol. 4. Herkes dünyayı imar ederken sen dinini imar et, zinetlendir. 5. Herkes halka yaklaşmak için vasıta ararken, halkın rızasını gözetirken sen Hakkın rızasını gözet; hakka yaklaştırıcı sebep ve vasıtaları ara. 6. Herkes çok amel işlerken sen amelinin çok olmasına değil, ihlaslı olmasına dikkat et."

Hz. Ali buyurdu: "Kişi dili altında saklıdır. Konuşturunuz, kıymetinden neler kaybettiğini anlarsınız."

"İnsanın yaslanıp Rabbini bildikten sonra ölmesi, küçükken ölüp hesapsız Cennete girmesinden daha hayırlıdır. "

"Kul ümidini yalnız Rabbine bağlamalı ve yalnız günahları kendini korkutmalıdır. "

"Cahil, bilmediğini sormaktan utanmasın. Âlim, içinden çıkamayacağı bir meselede en iyisini Allahu Teâlâ bilir demekten sakınmasın."

"Sizin için korktuğum şeylerin en başında, nefsinin isteğine uymak ve uzun emelli olmak gelir. Birincisi hak yoldan alıkoyar; ikincisi ise ahireti unutturur. "

"Amellerin en zoru üçtür. Bunlar; nefsin hakkını verebilmek, her halde Allahu Teâlâyı hatırlayabilmek, kardeşine bol bol ikramda bulunabilmektir. "

"Takva, hataya devamı bırakmak; aldanmamaktır . "

"Kalpler, kaplara benzer. Hayırlı olanı, hayırla dolu olanıdır."

"Bana bir harf öğretenin kölesi olurum. "

Hz. Ali bu ümmetin en ileri gelenlerinden biri olarak İslâmın bize kadar gelmesinde büyük rolü olan sahabelerdendir .

Şâmil İA
[/size]
Alıntı Yaparak Cevapla
10-22-2007, 08:26 PM
Mesaj: #2
Ynt: ALİ İBN EBİ TÂLİB-
[center]ALLAH C.C RAZI OLSUN ABİ..EMEĞİNE SAĞLIK..[/center]
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
10-22-2007, 10:07 PM
Mesaj: #3
Ynt: ALİ İBN EBİ TÂLİB-
Din imizin buralara kadar gelmesindeki en buyuk paylardan biride muhakkakki sani yuce gonul sultani Hz Ali efendimizindir..

Hangi savasta geri kaldiki hayber in fatihi degilmi Efendimiz sav ben yarin oyle birine sancagi verecegimki o bizleri bizlerde onu severiz..Bu guzel mujdenin muhatabi tabiki Hz Ali r.a olmustur..

Ben ilimin sehriyim Ali kapisidir..Alimlerin velisi bu guzel hadise nail olmus... Allah in aslani Mazlum Halife...

Zatinizi anlatmak icin ne kelam nede zahmetler yeter bizim derdimiz isminide olsa yazmakti ben inaniyorumki isminizin bereketi benim gibi milyarlarca Mumin in amellerinin bereketinden daha buyuktur...

Allah im sen tam benim istedigim gibisin oyle ise sende beni istedigin gibi yap diye bize ornek dualar yapiyordunuz bizlerde o duaya amin diyelim..

siz namazda iken sadaka istiyen ve sonrada burda kimse bana sadaka vermedi diyene rukuya giderken parmgindaki yuzugu uzatan ve bundan dolayida ayetle seref kazanan yuce insan..Ehli beytin sultani gonul eri..

Erkeklerden ilk namaz kılandır..
Kabe nin icinde dunyaya gelmis Allah in yuzunu kerim kildigi insan..
Erkeklerden Efendimiz sav ilk iman eden insan..
Sirke hic dusmemis bir insan;;
Ve hic bir sahabede bulunmayan bir ozellik sahibi bi insan..Nedir o ozellik cocuk olmasi hasabiyle iman ettiginde Efendimiz sav nurunun aslini goren tek insan...

bu ozellik sadee onda var cunki cocuklar butun guzellikleri gorurler oda iman ettiginde cocuktu ve kalbi onun nuruna dayandi gunahsiz bir kalp ve masum bir kalp vardi..

Sahabeler bu nuru kaldiramazdi aslini goremediler sadece kisitlanmis bi kismini gorduler..Oyle ya nasil gorsunler ben Allah in nurundanim buyurmadimi Sultanimiz e Rab bimizin nuru turu sinayi napmisti?

Daglar dayanamadi goneller nasil dayansin...

Evet anlatmakla bitirilmiyecek bir hayat ta Hz Ali efendimizindir..Rab bim sefaatine nail ede amin..Bizede dostunun ismini yazmak ve boyle buyuk bi serefe nail olma lutfunu verdigi icin Rab bimize sukurler olsun..

Abi eline saglik Rab bim razi ola...Amin





Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
10-23-2007, 12:49 PM
Mesaj: #4
Ynt: ALİ İBN EBİ TÂLİB-
Allah razı olsun emeğine ve yüreğine sağlık..



NİYET HAYR AKİBET HAYR..

[Resim: imza1mf9.gif][Resim: emegesaygifo6.gif]
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
11-14-2007, 03:56 PM
Mesaj: #5
Ynt: ALİ İBN EBİ TÂLİB-
ALLAH RAZI OLSUN ELLERİNE VE EMEĞİNE SAĞLIK TŞKÜRLER....
[Resim: 883d300c9b7b946fe0e3ed8ad0d582d4.jpg]
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
08-04-2008, 12:12 PM
Mesaj: #6
RE: ALİ İBN EBİ TÂLİB-
Hazreti Ali (Radiyallahü Anh)’a Ait, Tasa ve Kederden Emîn Olmak İçin Okunabilecek Bir Dua

اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ يَا عَالِمَ الْأُمُورِ الْخَفِيَّةِ * وَيَا مَنِ الْأَرْضُ بِعِزَّتِهِ مَدْحِيَّةٌ * وَيَا مَنِ الشَّمْسُ وَالْقَمَرُ بِنُورِ جَلاَلِهِ مُشْرِقَةٌ مُضِيئَةٌ * وَيَا مُقْبِلاً عَلَى كُلِّ نَفْسٍ مُؤْمِنَةٍ زَكِيَّةٍ * يَا مُسَكِّنَ رُعْبِ الْخَائِفِينَ وَأَهْلِ التَّقِيَّةِ * يَا مَنْ حَوَائِجُ الْخَلْقِ عِنْدَهُ مَقْضِيَّةٌ * يَا مَنْ لَيْسَ لَهُ بَوَّابٌ يُنَادَى، وَلاَ صَاحِبٌ يُغْشَى، وَلاَ وَزِيرٌ يُؤْتَى، وَلاَ غَيْرُ رَبٍّ يُدْعَى، وَلاَ يَزْدَادُ عَلَى الْإِلْحَاحِ إِلاَّ كَرَماً وَجُودًا * أَنْ تُصَلِّيَ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَأٰلِهِ، وَأَعْطِنِي سُؤْلِي، إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ *


* * *

Rabbim! Açık-gizli bütün işleri gören ve bilen yalnız ve yalnız Sen’sin! Yerküre Sen’in izzetinden yayılıp dürülmüştür; Güneş ve Kamer de, arzı ve gökleri aydınlattıkları ışıklarını Sen’in nurundan almışlardır.
Ey temiz gönülleri her zaman lütuflarıyla sevindiren, hayatını takva yörüngeli sürdüren gönül erlerinin korkularını izale eden ve kullarının ihtiyaçlarını gönderen Sultanlar Sultanı Allahım! Sen öyle yüce bir sultansın ki, dergahında kapıcı bulunmaz; zaten Sen’in de öyle bir kapıcıya ihtiyacın yoktur. Sen bir vezîre, bir yardımcıya da asla muhtaç değilsin. Sen’den başka bir rabb olmadığını ve Sen’in el açıp yalvarılacak yegane ma’bûd olduğunu bütün kâinat değişik lisanlarla haykırıp durmaktadır.
Ya Rab! Hiç ayrılmadan Sen’in dergahının önünde bekleyenler ve ısrarla el açıp yalvaranlar, başka değil Sen’den sadece lütuf ve ihsan görürler. Allahım! Sen ‘Lâ havle velâ kuvvete illâ billah” kenzinin tek sahibisin; Sen’in her şeye gücün yeter. Habîbin Hazreti Muhammed hürmetine, ehl-i beyti hürmetine bizi de umduklarımıza nâil eyle!..

*Bu dua el-Kulûbü’d-Dâria’nın 19. sayfasında geçmektedir.

ANLADIM İşİ, SANAT ALLAH I ARAMAKMIş;

MARİFET BU, GERİSİ YALNIZ çELİK-çOMAKMIş...

N.FAZIL KISAKüREK
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Görüntüleyenler: Son Mesaj
  ABDULLAH İBN REVAHA (**Mushab**) 7 64 11-14-2007 03:51 PM
Son Mesaj: **Fatih**

Forum Atla:


 Quick Theme:


İletişim | irfanmeclisi | Yukarıya dön | İçeriğe Dön | Hafifleştirilmiş Sürüm | RSS Beslemesi
Forumlara hızlı giriş için tıklayın
|Allah C.C.|   | Kur'an-ı Kerim | | Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) |  | İslam Büyükleri Alimleri ve Eserleri | | Dini Bilgiler |
| İslamî Hayat ve Aile | | Resimler & Duvar kağıtları | | Ilahi & Ezgi Sozleri | Nükte,Hiciv,Fıkra ve Bulmacalar |
| Dini Filmler , vss. | | İlahiler & Ezgiler | | Cep Telefonları Ve Donanımları | | program download (program indir) |
| Gündemdeki Konular | | Dergi,Kitap ve Diğer Tanıtımlar.. | | İslam Tarihi | |  Peygamberler Tarihi | | Osmanlı Tarihi |

Google Pagerank CheckerTOPlist
Zirve100