Şuanki Zaman: 11-22-2008, 02:21 AM Hoşgeldin Misafir ! (GirişÜye Olun)
Özel Arama

Cevapla 
 
Derecelendir
  • 3 Oylar - 2 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
::..Gavsı S.Abdulhakim (k.s) Kiminle Arkadaş Olmalıyız..::
12-15-2007, 01:58 PM
Mesaj: #1
::..Gavsı S.Abdulhakim (k.s) Kiminle Arkadaş Olmalıyız..::
[center]BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Birinci Sohbet

 

          İnsan hep iyilerle bulunmalı, iyilerle arkadaÅŸlık yapmalıdır. İyilerle bulunmanın menfaati ebediyete kadar devam eder. İşte Eshabı KehfÂ’in köpeÄŸi. Köpek olması münasebetiyle haram, necisülayndır. Islakken dokunduÄŸu yerin temizlenmesi için yedi defa yıkamak lâzım gelir. Çünkü haramdır (1). Fakat iyilerle kaldığı için, Allah-u Teâla onu beraber kaldığı iyilerin hürmetine cennetlik yaptı. Haram ve necisülayn olduÄŸu halde cennetlik oldu ve cennette de iyilerle beraber bulunacak.

            Halbuki Nuh Peygamberin oÄŸlu, Ulül-azm bir peygamber oÄŸlu olduÄŸu halde kâfirlerle arkadaÅŸlık yapıp onlarla beraber bulunduÄŸu için imanını kaybetti. Rabbü’l - Alemîn de onu kâfirler zümresinden yazdı. Peygamber oÄŸlu olduÄŸu halde kâfirlerle arkadaÅŸlık yapmasından dolayı son nefeste küfür üzerine, imansız olarak gitti ve Cehennemlik oldu. Öte taraftan haram olan bir köpek ise Cennetlik oldu. Çünkü iyilerle beraberdi, onlardan ayrılmadı.

            Bu mevzuda Peygamber (S.A.V) şöyle buyuruyor : İnsan her kimi seviyorsa (Kıyamette de) onunla beraber (haÅŸr olacak kiminle arkadaÅŸsa HaÅŸirde de onunla arkadaÅŸ olacaktır.)
[/center]

                        ...................................................................................

Öyleyse kimlerle arkadaş olmamız lâzım geldiğini, kimleri sevmemiz icap ettiğini bilmemiz lâzım; dolayısıyla Hazreti sevmemiz, şeyhlerimizi sevmemiz, Sâdât-ı sevmemiz lâzımdır ki, ;Kıyamet gününde de onlarla beraber olup sevdiğimizden menfaat görmüş olalım.

            Düşmanlarına bile iyilik yapan, onlara ihsanlarda bulunan Rabbül  Alemîn çok büyüktür. Kâfirler ki Allahın münkirleridir, Allahı inkar ederler, dolayısıyla Allahın düşmanlarıdırlar, onlara bile iyilik eden, mal veren, evlât veren, dünya keyfi ve zevki veren Rabbül  Alemîn nasıl olur da doslarına, yüzünü Allaha çevirip onu seven kimselere iyilikde bulunmaz, onlara nimetler verip ihsan etmez?

            İnsan kendisine fenalık eden, düşmanlık yapan kimselere, elinden geldiÄŸi kadar kötülük yapmak ister. Halbuki çok büyük olan Allah-u Teâlâ kendisini inkâr eden düşmanlarına bile ihsanlarda bulunurken, tabii ki dostlarına da ihsanlarda bulunacak, yüzünü ona çevirip onu sevenlere de ikramlarda bulunacaktır.

            Her kim ki, Allaha doÄŸru bir adım atarsa, Allah da ona on adım yaklaşır. Her kim ki, yüzünü Allaha döndürürse Allah da ona yüzünü döndürür. Fakat her kim Allaha sırt çevirirse, şüphesiz Allah da ona sırt çevirir. Demek ki her ÅŸey insanın elindedir. Çünkü Allah-u Teâlâ insana cüzi ihtiyar vermiÅŸ ve doÄŸru yolu da göstermiÅŸtir. DoÄŸru yolu tutup o yoldan giden herkes Allaha kavuÅŸur. Fakat eÄŸri yoldan giden kimse ise kendini helâk etmiÅŸ olur. Böylece en büyük düşmanlığı kendi kendine yapmış olur. HaÅŸa Allah kimseye kötülük yapmaz. HaÅŸa Allah kimseye zulmetmez. İnsan kendi nefsine zulüm yapmakta, kendi nefsine kötülük etmektedir.

            Dünya ve âhirette olan her ÅŸeyin, hâtırı için yaratıldığı Peygamber (A.S.V) her an için tâât ve ibadette bulunurdu. Peygamber (A.S.V) o kadar büyük halk edilmiÅŸtir ki, Onun ÅŸefaati olmasa Kıyamet günü hiçbir Peygamber bile Cennete giremez. Hal böyle iken Onun ÅŸefaati olmadan baÅŸkaları nasıl Cennete girebilir? Bütün Cennete girecekler ancak ve ancak Onun ÅŸefaati neticesi Cennete girebileceklerdir. İşte bu kadar mükerrem yaratılmış olan Peygamber (A.S.V) devamlı olarak Allaha tâât ve ibadette bulunurdu. O kadar ibadet ederdi ki, ibadetinin çokluÄŸundan mübarek dizleri ÅŸiÅŸerdi. Bununla beraber Rabbül-Âlemîn :

(EmrolunduÄŸun ÅŸekilde dosdoÄŸru hareket et.)

diye buyurmuştu. Bu hitap Peygamber ve şahsında bütün ümmete gelmektedir. Demek ki biz ümmet-i Peygamber (A.S.V) de Allahın emrettiği ve Peygamberin (A.S.V) tebliğ ettiği şekilde hareket etmemiz lâzımdır.

            Öyleyse insan bu çok aziz ve kıymetli ömrünü Allah yolunda, Allah rızası uÄŸrunda harcamazsa, salih amellerle tüketmezse çok yazık etmiÅŸ olur. Çünkü insanın bu kadar kıymet verdiÄŸi aziz ömrü, mutlaka ihtiyarlık gelip, hastalık gelip tükenecek, neticede de toprağın altına girecektir. Sonu böyle olunca, artık insan ömrünün ne kıymeti kalır? İnsan, ancak yüzünü Allaha çevirip, Onun dostluÄŸunu kazanmak suretiyle ömrünü deÄŸerlendirebilir. Allahın fazlında nihayetsiz istifade eder; dünyada da rahat eder kabirde de rahat eder, haÅŸirde de rahat eder ve nihayet Cennette ebedi rahata kavuÅŸur.

            Allahın emrine uymayan ise ebedi olarak zahmet çeker. İnsanın aklı vardır, deli deÄŸildir. Dünya iÅŸlerinde kimse insanı kolay kolay kandıramaz. Kimse kolay kolay hile yapamaz insana. Halbuki âhiret iÅŸinde aldanıyor. Åžeytan hileler yaparak çok çabuk insanı kandırabiliyor. İnsanın Allah yolunda da akıllı olması icap eder. Nasıl dünya muamelesinde insan aldatılamıyorsa âhiret iÅŸinde de aldatılmamalıdır. Yüzünü Allaha döndürmeyen kimse aslında delidir. Halbuki insan kendini çok akıllı zannetmektedir.

            Bir zamanlar bir padiÅŸah vardı. Çok muazzam, mükellef bir köşk yaptırmıştı. İçinde her türlü dünya süsleriyle, ziynetleriyle donatmıştı. Bir gün o taraflara Allah dostlarından birinin yolu düştü. PadiÅŸah ihtimamla yaptırdığı sarayını o Allah dostlarından birinin yolu düştü. PadiÅŸah ihtimamla yaptırdığı sarayını o Allah dostuna da göstermiÅŸ, o Allah dostunu da sarayında gezdirmiÅŸ ve sormuÅŸtu : Nasıl, sarayım güzel olmuÅŸ mu? BeÄŸendin mi sarayımı? Allah dostu ona ÅŸu cevabı vermiÅŸti : PadiÅŸahım, sarayında iki büyük ayıp var. Ben iki büyük ayıp gördüm sarayında.” PadiÅŸah bu cevaba sinirlenmiÅŸ, kızmış : “Nasıl olur da sarayımda iki büyük ayıp görebiliyorsun? Ben hiçbir noksan bırakmadım. Onu dünyanın altın ve gümüşlerini harcayarak süsledim. Senelerce emek verip bütün gücümü bu sarayın yapımında kullandım. Sen ise iki büyük ayıp gördüğünü söylüyorsun.” Allah dostu olan zat cevaben, Darılmayın padiÅŸahım. Sizim sarayınızda gerçekten iki büyük ayıp vardır. Birincisi, yapılan saray birgün yıkılacak; bunca emek boÅŸa gidecek. İkincisi ise bu sarayı binbir ihtimamla yapan zat da nihayet ölecek; sarayı bırakıp gidecek deyince, padiÅŸah o zaman hakikatı görebilmiÅŸ, baÅŸlamış aÄŸlamaya. Çok doÄŸru diyorsun. demiÅŸ. Gözümüz kör olmuÅŸtu, böyle bir gerçeÄŸi göremedik. O köşk, o saray yıkılacak. Sonunda topraÄŸa karışacak. Ne kıymeti olabilir? Ve o saray ki yaptıran sahibi ölecek. Artık o neye yarar? Hakikat böyledir. Biz bu iki büyük ayıbını maalesef görememiÅŸiz.

            Åžeyh Fethullah Verkanisi (K.S.) iki kardeÅŸtiler. Bir kendisi, diÄŸeri kardeÅŸi Åžehmuz. Åžeyh Fethullah kendisine yol olarak ilim tahsilini seçti. Medreseye gitti. Daha sonra Seyda-i Tâği Hazretlerine gidip ona intisab etti. Seydaya hizmette bulunarak sâdâtı NakÅŸibendînin arasına karıştı. Sâdât-ı NakÅŸibendî olduÄŸu içindir ki, kıyamete kadar, bu tarikatı NakÅŸibendî durduÄŸu müddetçe, onun amel defteri kapanmayacak; kıyamete kadar ismi anılacak, kazancı yazılmaya devam edecek.

            KardeÅŸi Åžehmuz ise aksine dünyaya yöneldi. O da dünya cihetinden ilerledi. O kadar zengin oldu ki, her vilâyette bir maÄŸazasını bulmak mümkündü. Bankalarda o zamanın parasıyla, banknot hariç kırkbin altını vardı. Bu kadar zengindi. Fakat sonunda, bu kadar zenginliÄŸine raÄŸmen, kıtlık yıllarında açlıktan öldü. Hatta kefen alacak para bulamadıklarından yorganının yüzünü söküp ona kefen yaptılar. Bugün için ismi kayboldu. Hiç kimse Åžehmuz diye birinin yaÅŸayıp yaÅŸamadığını bilmemektedir. İşte dünyanın sonu. Dünyaya bel baÄŸlamanın neticesi. Bunca zenginliÄŸi kendisine fayda vermediÄŸi gibi, öldüğü zaman kefen bile bulamadı.

            KardeÅŸi Åžeyh Fethullah ise yüzünü Allaha çevirdiÄŸi için Alah ona kerem etti, lütfetti ve onu Sâdât-ı NakÅŸibendînin arasına aldı. Kıyamete kadar ismi anılacak. Her gün ona belki onbin, belki de yirmibin Fatiha okunmaktadır. NakÅŸibendî yolu olduÄŸu müddetçe, tâ kıyamete kadar böylece devam edecektir.

            İşte böyle, Allah yolunda gidenlerin zahmetleri kaybolmaz. Dünyada da, âhirette de zahmetleri boÅŸa gitmez.menfaatleri, ticaretleri ebedül ebed devam eder.

            KeÅŸif ehli bir kimse bir gün Gavsı Hizaniye (K.S.A) gelip, Kurban, kabristanımızda hristiyanlar vardır. demiÅŸ. Gavs, Nasıl, hristiyan var? deyince, Kurban kabristanda yüzleri deÄŸil de sırtları Kıbleye çevrilmiÅŸ olan mevtalar gördüm karşılığını almış. Gavs (K.S.A) tebessüm ederek, Hayır, onlar kâfir deÄŸil, müslümandırlar. Onların dünyaya karşı aşırı muhabbetleri olduÄŸu için, melekler onların yüzünü Kıbleden çevirip sırtlarını Kıbleye getirdiler. Dünyaya olan muhabbetleri yüzünden öyle oldular buyurmuÅŸtur.      

İnsanın sevgisinin tamamı Allah olmalı, Allahtan gayri hiçbir şeye muhabbet beslememelidir. Çünkü Allah-u Teâlâ yalnız kendisinin sevilmesini, yalnız Zâtına muhabbet edilmesi arzu eder. Başka şeyin sevilmesine, başka şeye muhabbet beslenilmesine asla razı değildir.

          Ancak Allah muhabbeti, Allah dostluÄŸu, Allah sevgisi kazanıldıktan sonra insan her ÅŸeyden yana rahata kavuÅŸur. Dünya da rahat olur; kabir de rahat olur; her ÅŸey, her ÅŸey rahat olur. Ebedi olarak rahata kavuÅŸulur.

            Kazançların en kârlısı Allah dostluÄŸudur. Yüzünü Allaha çevirip Allah dostluÄŸu kazanan kimseye eziyet olmaz.


            Nemrudun ateÅŸe atıp yakmak istediÄŸi İbrahim Peygamber (A.S) da Allah dostlarındandı. Nemrut daÄŸlar kadar odun yığmış, ateÅŸ yakmıştı. Öyle bir ateÅŸ ki kimse yanaÅŸmaya muktedir deÄŸildi. Onun için daÄŸda bir mancınık kurup Hz.İbrahimi mancınıkla ateÅŸe attılar. İbrahim Peygamber  ateÅŸe atıldığı sırada Cenab-ı Hak, Cennetten bir taht getirtip ateÅŸin içine kurdurdu. İbrahim (A.S) ateÅŸin içinde oturdu da asla ateÅŸ onu yakamadı. Çünkü Rabbül - Âlemin ateÅŸe, (Biz ateÅŸe Ey ateÅŸ, İbrahime selametli bir serinlik ol! dedik) (Enbiya : 79) diye emir buyurmuÅŸtu. AteÅŸ de yakmadı, yakamadı. Zaten yakan ateÅŸ deÄŸil ki. Yakan Allahtır AteÅŸ ise Rabbül  Âleminin vazifeli bir memurudur. EÄŸer ateÅŸ yakıcı olsaydı Hz.İbrahimi de yakardı. Çünkü o da etten, kemikten, sinirden yaratılmıştı. Bizim gibi bir insandı. Halbuki olan zebaniler devamlı Cehennemde ateÅŸtedirler. Ama ateÅŸ onlara zerre kadar zarar veremez. Rahatsız edemez onları. Demek ki yakan ateÅŸ deÄŸildir. AteÅŸ ancak almış olduÄŸu emre göre hareket eden bir memurdur sadece.

            Meselâ, Seyyid Ahmed er-Rufâî (K.S.A) Hazretlerinin tarikatinde olan müridleri de yanan tandırın içine girerler, fakat ateÅŸten zarar görmezlerdi.

 

(1) Şafiî mezhebi fıkhı iktizasınca
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
12-18-2007, 10:55 AM
Mesaj: #2
::..Gavsı S.Abdulhakim (k.s) Kiminle Arkadaş Olmalıyız..::
[center][size=10pt]Rabbim her daim iyilerle karşılaştırsın..amin..

emeğine sağlık can..
[/size][/center]
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
12-27-2007, 06:17 PM
Mesaj: #3
::..Gavsı S.Abdulhakim (k.s) Kiminle Arkadaş Olmalıyız..::
aminnn...Allah razı olsun afraa...
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla 


Forum Atla:


 Quick Theme:


İletişim | irfanmeclisi | Yukarıya dön | İçeriğe Dön | Hafifleştirilmiş Sürüm | RSS Beslemesi
Forumlara hızlı giriş için tıklayın
|Allah C.C.|   | Kur'an-ı Kerim | | Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) |  | İslam Büyükleri Alimleri ve Eserleri | | Dini Bilgiler |
| İslamî Hayat ve Aile | | Resimler & Duvar kağıtları | | Ilahi & Ezgi Sozleri | Nükte,Hiciv,Fıkra ve Bulmacalar |
| Dini Filmler , vss. | | İlahiler & Ezgiler | | Cep Telefonları Ve Donanımları | | program download (program indir) |
| Gündemdeki Konular | | Dergi,Kitap ve DiÄŸer Tanıtımlar.. | | İslam Tarihi | |  Peygamberler Tarihi | | Osmanlı Tarihi |

Google Pagerank CheckerTOPlist
Zirve100