Özel Arama
|
Kaderden bahsedilince susunuz
|
|
11-13-2007, 08:29 PM
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
Kaderden bahsedilince susunuz
[center] [size=12pt]Sual: (Trafik kazası kader değildir. Ülkenin kaderini değiştireceğiz. Eceli gelmeden öldü) gibi şeyler söyleniyor. “İnsan, yaratılışında boyunun uzunluğu ve saçının renginde kadere hükmedemez. Fakat hür iradesiyle yaptığı işlerde kaderin rolü olmaz” , “Emr-i ilahi gelmeden intihar eden, takdir-i ilahiyi değiştirdiği için cehennemlik olur” deniyor. Kimisi, “Kader utansın” diyerek suçu kadere yüklüyor. Kimi de, “İnsan kaderini kendi çizer” diyor.) Bu söylenenler hakkında açıklama yapar mısınız?
CEVAP Bunların hepsi yanlıştır. Kaza ve kader konusu çok ince mesele olduğu için, birçok âlimin ayağı kaymış ve çeşitli bidat fırkaları meydana çıkmıştır. Âlimlerin bile dalâlete düştüğü bu konularda, kaderden bahsetmek uygun olmaz. Sadece nakil yapılır. Peygamber efendimiz de, (Kaderden bahsedilince susunuz) buyuruyor. Her Müslümanın, Amentü’deki esasları tasdik ettikten sonra, işlediği günahlardan mesul olduğunu bilmesi kâfidir. Eceli gelmeden kimse ölmez. Trafik kazasında veya vurularak ölen de; eceli gelerek, kaderi ile ölmüştür. Yani öldürülen veya kazada ölenin ömrü ortadan kesilmiş olmaz. O anda eceli gelmiştir, yani ömrü biterek ölmüştür. Her insanın bir tek eceli vardır. Mutezile, (İnsan kendi kaderini kendi çizer. İnsanların işlerine Allah karışmaz) der. Bu, çok yanlıştır. Kuran-ı kerimde buyuruluyor ki: (Allah her şeyin yaratıcısıdır.) [Zümer 62] (Hayrı, şerri, imanı, küfrü de yaratan Allahtır.) [Beydavi] (Sizi de, yaptığınız işleri de yaratan Allahtır.) [Saffat 96] (Allah, onların işlediklerini ve işleyeceklerini bilir.) [Bekara 255] (Allah her şeyi bilir.) [Hucurat 16] (Yaratan, sinelerde olanları da bilir. Yaratan hiç bilmez mi?) [Mülk 13,14] Allahü teâlâ ezelî ilmi ile, kullarının yapacakları işleri bilir. Eğer Allah, yarattıklarının ne yapacağını bilmezse, bilmeyenden ilah olamaz. İlahın her şeyi bilmesi, her şeye gücü yetmesi gerekir. Bilmeyen, gücü yetmeyen, muhtaç olan, ölebilen ilah olamaz. Allah herkesin ne yapacağını bilir. Cebriyye fırkası da, (Allah her işi zorla yaptırır. İnsan kaderine mahkumdur. Hiç kimse, işlediği günahtan mesul değildir) der. Bu da çok yanlıştır. Herkes yaptığından mesuldür. İyilik eden mükâfatını, kötülük eden cezasını görür. Zerre kadar hayır ve şer işleyen, karşılığını alır. (Tekvir 14, Zilzal 7,8) İyi kimse, iyilik yapmak isterse, Allahü teâlâ, irade edip yaratır. Böyle kimseden hep iyilik meydana gelir. Kötü kimse, kötülük yapmak isteyince, Allahü teâlâ da irade eder ve yaratır. Böyle kimse, iyilik yapmak istemediği için bundan hep kötülük hasıl olur. İnsan irade-i cüziyyesini kullanarak iyilik yaratılmasını isterse sevap, kötülük yaratılmasını isterse günah kazanır. İnsan günah işlerse cezasını, sevap işlerse mükâfatını görür. İnsan yaptığı işleri kendi yaratmıyor. İrade-i cüziyye ile yapılan işlerin yaratıcısı yani hayrın ve şerrin yaratıcısı Allahü teâlâdır. Hayrın ve şerrin Allahtan olduğunu inkâr etmek, “İntihar eden takdir-i ilahiyi değiştirir” demek küfürdür. Allahü teâlâ, onun intihar edeceğini elbet bilir. (Yaratan hiç bilmez mi) buyuruyor. Allahın verdiği ömrü kimse değiştiremez. Allahü teâlâ buyurdu ki: (Allahın tayin ettiği vade gelince, artık o ertelenmez.) [Nuh 3,4] (Ölümü Allahın iznine bağlı olmayan hiç kimse yoktur.) [A.İmran 145] (Sizi yaratan, sonra ölüm zamanını takdir eden ancak Odur.) [Enam 2] (Her ümmetin bir eceli vardır, gelince ne bir an geri kalır, ne de bir an ileri gider.) [Araf 34] [/size] [/center] linkleri görmeye yetkiniz yok lütfen buraya tıklayarak üye olunuz |
|||
|
11-15-2007, 03:08 PM
Mesaj: #2
|
|||
|
|||
|
Ynt: Kaderden bahsedilince susunuz
ALLAH RAZI OLSUN ELLERİNE VE EMEĞİNE SAĞLIK TŞKÜRLER...
|
|||
|
12-11-2007, 11:11 PM
Mesaj: #3
|
|||
|
|||
|
Ynt: Kaderden bahsedilince susunuz
Peygamber Efendimiz s.a.v dediği gibi..
kaderden bahsedilince susunuz üzerine yazmaya gerek yok.. Allah razı olsun abim.. |
|||
|
12-12-2007, 05:08 PM
Mesaj: #4
|
|||
|
|||
|
Ynt: Kaderden bahsedilince susunuz
Güzel soru ve okadarda güzel bir cevap Allah razı olsun ihvan ağabey çıktısı alınacak bir yazı
bunun yanında afra kardeşimiz eğer yanlış anlamazsa ki anlamaz güveniyorum sevgili Peygamberimiz sanırım kaderden bahsedilince susunuz cümlesini o konuda tartışmaya girmeyin niyetiyle sarf etmiş olabilirmi çünkü kader konuşulmalı aydınlığa çıkmalı ki şimdi ihvan ağabeyin paylaşımındada güzel aktarıldığı gibi bu konuda şüphesi olanlara anlatılmalı zaten Bediüzaman hazretleride 26.sözü kadere tahsis etmiş derslerdede bu konu hakkında konuşulmakta en azından böyle düşünüyorum yanlış düşünüyorda olabilirim düşüncemi anlayışla karşıladığın için teşekkürler |
|||
|
12-13-2007, 09:14 PM
Mesaj: #5
|
|||
|
|||
|
Ynt: Kaderden bahsedilince susunuz
Selamunaleykum abisi.. elbetteki yanlış anlamadım.. Benim susmayı tercih etmemdeki neden yıllardır bitmek tükenmek bilmeyenkader üzerine yapılan tartışmalr ve yorumlardır..
insanlar kaderini kendimi yaşar, yoksa alnımıza yazılmıdır, kader duayla değişir mi?? Daha bunun gibi bir sürü sorularla insanlar gündemi meşgul ediyolar. Onun için susuyorum dedim Selam ve dua ile abi.. |
|||
|
12-13-2007, 10:50 PM
Mesaj: #6
|
|||
|
|||
|
Ynt: Kaderden bahsedilince susunuz
Afra kerdeşimiz demişki
Alıntı:Benim susmayı tercih etmemdeki neden yıllardır bitmek tükenmek bilmeyenkader üzerine yapılan tartışmalr ve yorumlardır.. Anlamıştım zaten malumun kader iman hakikatleri içerisinde olduğu için imana itirazlar bu noktada yoğunlukta gelmekte sizler gibi güvenilir insanlar bunları makul şekilde anlattıkça bir çok kişi damara dokunmayan nasihatleri kabul edecektir aslında kader konusunda verilemeyecek cevap yoktur fakat insan olarak bazı meseleleri kavrayamayız birşeyin varlığını bilmek ayrı mahiyetini bilmek bütün bütün ayrıdır değilmi evet vucudumuzda ruhun varlığını felsefeciler bile bilmekte ama Rabbimizin buyurduğu gibi ruhun mahiyeti hakkında bir fikir beyan edememekteler buna müslümanlarda dahil aslında bu ruh konusunda tevaffukdur bir yazıyla karşılkaştım onuda kopyalayacağım fazla uzatmayayım kaderin varlığına inanırız farazi olarak çözmeye çalışır fakat akıl bu yoldada bazı bazı geri kalır hatta hatta seninde buyurduğun gibi bu kadermeselelerini tartışma boyutuna *****ürenlerle tartışmaya girmemek peygamber sünneti olsa gerek şimdi izninle konu dışı oalacak ama ruh ile ilgili ufak bir bahis kopyalıyorum Alıntı:Ruh; zîhayat, zîşuur, nurânî, vücûd-u haricî giydirilmiş, câmî, hakîkattar, külliyet kesb etmeye müstaid bir kânun-u emridir.” Risaleinur Tanımdan yürümeye çalışalım: Ruh hayat sahibidir. Ruh şuur sahibidir. Ruh nuranîdir. Ruha vücûd-u haricî giydirilmiştir. Yani, bu İlâhî emre, haricî bir hüviyet ve mahiyet kazandırılmıştır, hususî bir kapsamlılık ve bütünlük verilmiştir. Burada, “haricî vücut” kavramı içinde meleklerin her birinin ayrı özelliklere sahip olduğunu, cinlerin her birinin müstakil mahiyetinin bulunduğunu ve insanların her birinin hususî birer hüviyete sahip olduğunu anlamak mümkün. Sadece, her bir insana dünyaya gelişinde giydirilen, dünyadan gidişinde soyulan ve Kıyamet Günü tekrar giydirileceği vaad olunan vücut gömleğini bu “haricî vücud” kavramı içinde düşünmemelidir. Çünkü bu cismanî vücut ayrı bir lütuftur; dünyaya ve kıyamete mahsus bir gömlektir; ölümle soyulduğunda ruh yine bir ‘haricî vücut’ sahibi olarak latîf cildi ve misâlî bedeni içinde dünyâdan berzâh âlemine ayrılır. Bedîüzzaman’ın tanımına göre, ruh câmîdir; yani, derinlik ve bütünlük sahibidir; geniştir, kapsamlıdır, Cenâb-ı Hakk’ın ekser isimlerine mazhardır, hadsiz latîfeleri ve duyguları bünyesinde barındırır, bir küçük âlem gibidir, cismâniyetle birleştiğinde kâinatın bir fihristesi ve özeti mahiyetindedir. Yine Üstad Bedîüzzaman’ın tarifinden hareket ettiğimizde görürüz ki: Rûh hakîkattardır; yani varlığı doğrudan ALLAH’ın emrine dayanır; sebep olan-sebep olunan ilişkisi olmadan her rûh doğrudan doğruya kendi Hâlık-ı Kerîm’inin, kendi Sâni-i Hakîm’inin emir ve irâdesinden gelmiştir. Hayal değildir. Rü’yâ değildir. Efsane değildir. Mitolojik bir unsur değildir. ALLAH’ın emrine istinad eden hakikî bir vücuda ve varlığa sahiptir. Keza, ruh, külliyet kesb etmeye müstaiddir; yani, dar kafesine sığmaz o, kabına sığmaz, gömleğini yırtar, toprağını yarar, bütün kâinatı ardına alır, sadece kâinatın Sahibine muhatap ve müteveccih olur, sadece kâinatın Sahibine yönelmekle huzur bulur; ALLAH’ın mülkünde sınır tanımaz, hudud tanımaz; bir inkişaf etti mi, bir açıldı mı, bir uçtu mu yıldızlar, güneşler, ulvî âlemler ona dar gelir. Nihayet ruh, âyetin de bildirdiği gibi, kânun-u emridir; yani Cenâb-ı Hakk’ın emrinden gelmiş bir kânundur, bir namustur, bir paket programdır, bir mahsus tabiattır; bir büyük hakikatin çekirdeği, nüvesi ve özüdür. |
|||
|
01-31-2008, 01:19 PM
Mesaj: #7
|
|||
|
|||
|
Cvp: Kaderden bahsedilince susunuz
Önemli Konular ve güzel açıklamalar Allah razı olsun .ellerinize sağlık.inşallah insanlar kader konusunu anlar yanlışa hataya düşmez.
![]()
|
|||
|
|





![[Resim: 883d300c9b7b946fe0e3ed8ad0d582d4.jpg]](http://www.fotokritik.com/photos/lowres/1/0/7/107959/883d300c9b7b946fe0e3ed8ad0d582d4.jpg)

![[Resim: imza1mf9.gif]](http://img214.imageshack.us/img214/8812/imza1mf9.gif)