Özel Arama
|
Kutlu Doğum
|
|
04-02-2008, 03:44 PM
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
Kutlu Doğum
14-20 Nisan 2008 Tarihleri arasında “Kutlu Doğum Haftası”nı kutlayacağız. Milletimizin gönlünde Peygamber sevgisi kök salmıştır. Biz O’nu her şeyden çok severiz. Canımızdan, malımızdan, evladımızdan, her şeyimizden daha çok severiz.
Fuzuli “Su” Kasidesi’nde, bu sevgiyi ne güzel ifade ediyor: “Saçma ey göz eşkten gönlümdeki odlara su. Kim bu denli tutuşan odlara kılmaz çare su” “Gönlümdeki yanan ateşi söndürmek için gözüm yaş dökme. Çünkü bu derece Hz. Resulullah’ın aşkıyla yanıp yakılan gönüle su çare olmaz.” Millet olarak bizim, tarih boyunca Peygamber Efendimizin ism-i şeriflerine karşı sonsuz bir titizliğimiz ve eşsiz bir saygımız olmuştur. O’nun mübarek adının anıldığı yerde ayak ayak üstüne atılmaz, atılmışsa hemen indirilir. Elde sigara varsa hemen bırakılır, ağızda sigara dumanıyla teleffuz edilmez. Sağ el sol göğüs üzerine konularak, “Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in ve alâ âli Muhammed” şeklinde Salavat-ı Şerife getirir, “Ya Rasulallah sana olan saygı ve muhabbetim kalbimin derinliklerindedir” demek isteriz. Büyük küçük herkes bu edebe uyar, uymasa vicdan azabı duyar. Ruhen muazzeb olur. O’nun adını anarken: Sultan’ul Enbiya Efendimiz Hazretleri, Mahbub-i Âlem Efendimiz, Peygamber-i Zişan Efendimiz, Cenabı Risâlet Pehan Efendimiz, Nebiyy-i Muhterem Efendimiz, Fahr-i Kinat Efendimiz, Seyyid-i Kainat Efendimiz, Server-i Enbiya, Resul-i Kibriya Efendimiz, Resul-i Ekrem Efendimiz. Rengi ve kokuları değişik yüzlerce çiçek misali şiir çeşnisi veren ifadelerle O’nun ismini anarız. Yüce Allah, O’nun için Kur’anda: “Ey Peygamber, biz seni hakikaten bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Allah’ın izniyle, bir davetçi ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik”(Ahzap:45-46) “Andolsun ki, Rasulullah, sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.”(Ahzap:21) Mevlid-i Şerife başlanırken terennüm edilen O ,”Sahib’üt Tac ve Râkib’ül Bürak fi leylet’il Mi’rac Hazreti Muhammed Mustafa râ salâvat” ifadesi mevlid dinleyen cemaatin tüylerinin diken diken olmasına, büyük bir huşû içerisinde nasıl ürperdiklerini görürüz. Mevlevi dedesi Şeyh Galip O “efendim” redifli; “Sen, Ahmed ü Mahmud u Muhammedsin efendim Haktan bize Sultan-ı Müeyyedsin efendim” hitabında kendisinin coşkunluğunu, dinleyenlerin gönüllerine ne güzel aktarmaktadır. Kelime-i Şahadet, iki cüzden, iki parçadan ibarettir. Birincisi; Cenab-ı Hakk’ın varlığını onaylamak, ikincisi Hz Peygamberin, peygamberliğini onaylamak. Demek ki peygamberi onaylamadan din olmaz. İman olmaz, saadet olmaz, hidayet olmaz. O’nun adı Yüce Mevlâ’nın adıyla geçmektedir. Peygamberimizi sevmek bizim dinimizdir, imanımızdır, kurtuluşumuza vesiledir. “Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah’ın ayetlerini okuyan, kötülüklerden ve inkardan kendilerini temizleyen, kendilerine kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle Allah, mü’minlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki onlar daha önce apaçık bir delalet içinde idiler.” (Al-i İmran:64) Peygamberimiz, Allah’ın bizzat kendi ahlakıyla ahlaklandırdığı en üstün varlıktır. O buyurur “Allah’ın ahlakı ile ahlaklanınız.” “Ben ahlakı tamlamak için gönderildim.” Çağımızda O’nun ahlakının yansımalarına büyük ihtiyaç vardır. Alıntı : Harputtan esinti dergisi ![]()
|
|||
|
|



![[Resim: imza1mf9.gif]](http://img214.imageshack.us/img214/8812/imza1mf9.gif)

