Özel Arama
|
Miftahul Kulub{14-01-2008}
|
|
01-14-2008, 03:45 PM
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
Miftahul Kulub{14-01-2008}
[mar]سْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم[/mar]
LEVVAME SIFATI 2. Nevi: Levvame sıfatını ve onun alâmetlerini, bu sıfat sahiplerinin tevbelerinde sebatlı olmadıklarının sebebini, hikmetini açıklar. Bu, II. faslın yedi nevinin ikinci nevidir. Değerli kardeşim, şu da bilinmiş olsun ki., levvame sıfatı sahipleri iki sınıftır. 1. Sınıf: Bunlar için, şu tabir kullanılır : — Ehl-i ukba (âhiret adamları).. Bunların alâmetini de şöyle açıklayabiliriz : Bunlar, mümkün olduğu kadar, iyilik işlerini yerine getirirler; yasaklardan kaçınmaya da gayret edip çalışırlar. Bazan suyu üfleyip içerler; sofuluğu kimseye vermezler. Bazı kere de türlü türlü hezeyan ederler; ama peşinden anlatılan pişmanlık zuhur eder, tevbeye gelip istiğfar ederler. Sonra yeri gelir, kendilerini tutamazlar; türlü türlü hezeyan ederler. Bunun sonunda da, anlatıldığı gibi pişman olup nefislerini ayıplarlar ve tevbe istiğfar ederler.Bunlardan zuhur eden kötülüklerin cümlesi, emmaredeki gibi tamamen haram çeşidinden şeyler değildir. Emmare sahibi gibi, yasak işlerin tamamını işlemezler. Bazısından tevbe ile, istiğfarla kurtulmuşlardır; bazısını da, tevbeden sonra, dayanamaz, işlerler. Bu sıfatta, üç bölük kimse vardır. Şöyleki: a) İlmi ile, amel etmeyen ilim sahipleridir . b) Zamanımızda : — Sofî.. Tabir edilen kimselerdir. Bunlar, sofuluğu kimseye vermezler. Ama ellerine fırsat geçtikçe de, dayanamaz, bazı yasaklara dalarlar. Sonra, yine pişman olurlar; nefislerini ayıplarlar. c) Bunlar da, kendilerine : — Dünya ehli.. Tabir edilen kimselerdir. Bunlar, vaaz ve nasihat meclislerinde ağlar, tevbeye gelir, istiğfar ederler. Sonra da, türlü türlü kötülükler işlerler. Fakat emmare sıfatındakiler gibi, Cenab-ı Hakkın affı ile kendilerini avutmazlar; pişmanlıkla nefislerini ayıplarlar. Bu levvame ehlinin, tevbelerinde sebatlı olmadıklarının sebebine, hikmetine gelince., şöyle anlatabiliriz : Bunlar, emmare nefis makamında iken, sultanî ruhları, nefse esir olmuştu; her halini de, hayvani ruhun haline uydurmuştu. Tam olaraktan da ona teslim olmuştu. Şimdi de, levvame sıfatına geldiler; sultanî ruh, esirlikten kurtuldu. Kendi yaratılış durumu, hayvani ruhun yaratılış durumundan ayrıldı. Masiyetin peşinden pişmanlık çıkması da, bunun içindir. Ne var ki, henüz sultanî ruh, hayvani ruha alt durumdadır; vücud ülkesinde hükmü pek geçerli değildir. Bunun için de, bu makamın sahipleri, tevbelerinde sebatlı olamazlar; tevbeden'sonra, yine masiyet işlerler. 2. Sınıf: Tarikat ehlinin levvame durumlarıdır. Bunlar da, anlatıldığı gibi, tevbelerinde sebat edemezler. Ama, bunların masiyetleri, öbürleri gibi fiilî değildir; hale dayalıdır, öbürleri; şarap içmek, livata, zina. kulların hakkına tecavüz, rüşvet almak, bir şey elde etmek için yalan söylemek ve benzeri şeylerden hangi günah olursa olsun; bir sebebine göre işlerler. Diyelim ki, bir içki meclisinde bulundular; oradakilerin hatırını kırmamak için içerler.— Geçinecek durumda değilim.. Deyip rüşvet alırlar. — Yalan, söylemezsek, alış. veriş edemeyiz.. Deyip yalan söylerler. Yahut, meclisteki cemaatı güldürmek için yalan söylerler. İşte bunun gibi, bir masiyeti işlerken, onun için dıştan bir sebep bulup işlerler. Bunlar için : — Fiilî.. Denmesi de anlatılan sebebe dayanır. Tarikat ehlinin asıl olan durumuna gelince, onu da anlatalım. Tarikat ehli bir kimse, bir mürşidin elini tuttuğu zaman; cümle haram işlerden kaçınmak, cümle farz emirleri yerine getirmek için sözleşme yapmış olur. Bundan sonra mürşidi ona, fazladan bir mikdar zikir ve tefekkür görevi verir. Anlatılan durumda bulunan kimse, eğer levvame sıfatında ise; mürşidin himmeti ile, üstte anlatılan dünya ehli gibi, ukba ehli gibi zahirî sebeplere göre o masiyetleri işleyemez. Kâmil mürşidi ile de sözleştiği için, işleyecek olursa, bir sebebe dayanmadan işler. Meselâ, bir meseleyi : — Ayrıntıları ile anlatayım.. Derken, araya yalan karıştırır. Söz arasında, bir kimsenin gıybetini de edebilir. Bunlar gibi, duygularla ilgili olarak, sebepsiz yere kötü işlerde de bulunabilir. Açıkçası, elde olmadan masiyette bulunurlar. Anlatılanlardan başka, kalble ilgili bazı masiyetler de işleyebilirler. Meselâ : Kin, kibir, haset ve benzeri şeyler gibi.. Aslında, bu türlü kötü huyların cümlesi, onlarda vardır. Bunları atmak için de ettiklerine pişman olur, nefislerini ayıplar, ah ederek, inleyerek tevbe ederler. Ama, anlatılan dünya ve âhiret ehli gibi tevbelerin-de durmaz, yine işlerler. Ancak aralarında bir fark vardır; bunlar, kötü fiilleri işlemekten kurtulmuşlardır. Dünya ve ukba ehli gibi; kötü huylarının gereğini yerine getirdikten sonra, ellerine fırsat geçtikçe de, yapmazlar. Açıkçası : Dünya ve ukba ehli, hem kötü huylarının tevbesinde durmazlar; hem de kötü fiillerinin tevbesinde durmazlar. Ama, tarikat ehli olanlar, kötü fiilleri işlemekten kurtulmuşlardır; sadece kötü huyları kalmıştır. Hasiyetlerinin hale dayalı olması da bu yüzdendir. Bunların tevbelerinde sebat etmeyişlerinin sebep ve hikmetine gelince., onu da açıklayalım. Mürşidin elini tutup Resulüllah'ın, Allah'ın cümle velî kullarının sayesi ile sayeban olmuşlardır. Mürşidinin güzel teveccuhü, kendisinin çalışıp gayret etmesi, Cenab-ı Hakkın ihsanı ile sultanî ruh kuvvet bulmuştur. Türlü türlü mücadele ile, hayvani ruh, bir mikdar kötü huylarını bırakmış, kendisine bağlanmıştır. Böylelikle de, kötü huylardan kurtulmuşlardır. Ancak, kötü huylarda, hayvani ruhun yaratılıştan bir alacağı vardır. Bu bakımdan, sultanî ruhla, levvame sıfatı makamında hayvani ruh hüküm işinde eşittir. Bu yüzden, zaman zaman hayvani ruh üstün gelebilir. O zaman da, kötü huylar, sahibinden çıkar. Sultanî ruh üstün geldiği zaman da, ortaya bir pişmanlık çıkar. O zaman da, salik nefsini ayıplar. Levvame sıfatından kurtulup mülhlme sıfatına geçmenin çaresine gelince., onu da anlatacağız.. Bunun için, levvame sıfatında bulunan klmseler için, rabıtaya devam etmek şarttır. Meselâ : Gezip oturduğu yerlerde daima şeyhine tevec-cuh etmelidir. Şeyhinin huzurunda durur gibi, şeyhinin elinden tutmuş, şeyhinin hırkasını üzerine giymiş gibi olmalıdır. Bu düşüncelerin hangisi kendisine kolay gelirse., ona devam etmelidir. Gezip oturduğu yerlerde, şeyhini hiç bir şekilde kalbinden çıkarmamalı; rabıtasını devam ettirmeye çalışıp gayret etmelidir. Daha sonra :«Hesaba çekilmeden önce, kendinizi hesaba çekiniz.» Emrine göre, kendi kendini hesaba çekmelidir. Bunun için de, gizli bir yere oturmalı; cümle huylarım ortaya döküp güzelce, insafla düşünmelidir. Kendisinde kaç tane kötü huy bulursa., cümlesinl ayrı ayrı yazmahdır. Sonra da, içlerinden birini bırakmak için kesin karar verip tevbeye gelmelidir. Sonra o kötü huy üzerinde ısrarla durup daima onun zıddı ile hareket etmelidir. Meselâ : Kibirli ise, tevazua devam etmeli; gıybet etmiş ise, övüp sena etmeye bakmalı.. Diğerlerini buna kıyas edebilirsin. Tüm kötü huyların bir zıddı iyi huy vardır. Tevbe ettiği huy hangisi ise, onun zıddını bulup ona göre hareket etmelidir. Bir kimsede bir kusur gördüğü zaman, o kusuru kendinde görüp şöyle demeli : — Ey nefis, insan insanın aynasıdır. Eğer bu kusur bende olmasaydı, bu kimsede görmezdim. Kendi halimi, bu değerli zatın aynasında gördüm. Bu hal, benim halimdir. Ey nefis, haksız yere ona isnad ediyorsun. Böyle deyip nefsine çıkışmalı; bağışlanmasını dilemelidir. Bağışlanma dileğinde de şöyle demelidir : — Ya Rabbi, kalbimden geçen bu küstahliğı sen bilirsin. Gizli saklıları, bilen sensin. Cümlemizi affet, bağışla. Güzel huylara hüründür. Böyle niyaz edip Yüce Hak'tan korku üzere olmalıdır. Gıybetini ettiği kimsenin gıybetinden de çıkmalıdır. Böyle böyle kötü huylar kendisinden gidip onların yerine güzel huylar gelinceye kadar zıddı ile amel etmelidir. Nefisin, kötü huylarından geçip iyi huylara büründüğü şundan belli olur; meselâ : Bir yerde bir kimseyi kötülerler; oradakiler bu kötülemeyi nekadar sürdürürlerse sürdürsünler; o kimse, elinde olmadan onu övmeye devam eder. Onu övmeye gücü yetmese de, onu kötüleyenlere elinde olmadan Allah için kızar; sessiz durur. İşbu anlatılan durum, kötü bir huy olan gıybetin; güzel huy olan övmeye döndüğünü gösterir. Birine beslenen kötü zannın, iyi zanna dönmesi de aynı şekilde, iyi huya delâlet eder. Bundan sonra, yazılan diğer kötü huya geçer. Ona bakıp anlatılan gibi, ona da tevbe eder; zıddı ile amel etmeye geçer. O da güzel huya dönüşünceye kadar zıddı ile amel etmeyi sürdürür. Kötü huyların cümlesi, açıklandığı gibi, birer birer güzel huya döner, bir daha anlatılan kötü huylar, kendisinden zuhur etmez ise., bilinir ki: Mülhime sıfatı, o kimsede hal olmuştur. linkleri görmeye yetkiniz yok lütfen buraya tıklayarak üye olunuz |
|||
|
|
| Benzeyen Konular | |||||
| Konu: | Yazar | Cevaplar: | Görüntüleyenler: | Son Mesaj | |
| Miftahul Kulub{09-01-2008} | ihvan_56 | 1 | 262 |
02-04-2008 11:41 AM Son Mesaj: (**Mushab**) |
|
| Miftahul Kulub{28-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 138 |
01-28-2008 02:08 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{27-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 122 |
01-28-2008 02:05 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{26-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 119 |
01-28-2008 02:02 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{25-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 86 |
01-25-2008 02:24 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{24-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 114 |
01-24-2008 02:15 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{23-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 76 |
01-24-2008 02:13 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{22-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 130 |
01-22-2008 06:03 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{21-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 98 |
01-22-2008 06:00 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{20-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 130 |
01-22-2008 05:57 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|




