Özel Arama
|
Miftahul Kulub{15-01-2008}
|
|
01-15-2008, 01:29 PM
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
Miftahul Kulub{15-01-2008}
[mar]سْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم[/mar]
MÜLHİME SIFATI 3. Nevi: Müihime sıfatım açıklar. Bu, II. faslın yedi nevinin üçüncü nevidir. Değerli kardeşim, bilinmiş ola ki: Bu sıfata sahib olanlar dahi, iki sınıf üzeredir. 1. Sınıf: İlmi ile amel eden âlimler, âbidler, zahidlerin bulun-dukları makamdır. Anlatılan sıfatta olan kimselere cümlenin iyi zannı vardır. Zira bunlar, dıştaki kötü fiillerini, güzel fiillere çevirmişlerdir. İyiliği yapıp yasaktan uzak dururlar. Resulüllah'ın sünnetini de yerine getirmeye çalışıp gayret ederler. Farzları, vacipleri, sünnetleri, müstahapları tamamen yerine getirirler; dışta fiile çıkarırlar. Yasaklardan da tamamen ka-çınırlar. İşte, anlatılan sebeplerden ötürü herkesin anlatılan zatlara iyi zanları vardır. Dıştan onların hareketlerine bakın kendilerini zamanın kutbu olarak görürler. Ama, in hallerini bilmezler ki: Kötü huylarla do-ludur. Bunların kötü huylarının içte kalması, dışa çıkmaması için sebep ve illet şöyledir : Cümle kötü huylar, hayvanı ruhun emri ile vücud ikliminden fiile çıkıp yerine getirilir. Bu âbid ve zahidlere gelince, kendi kendilerini ağır riyazete koymuşlardır. Bir gün yiyip bir gün tutmak sureti ile Davud orucu tutmuşlardır. Nefsin istediğini yememiş, istemediğini yemişlerdir. Bunların birini veya hepsini yapmış olabilirler. Diğer riyazet işlerini de bununla ölçebilirsin. Böylelikle, nefsin hoşlandığı nekadar şey varsa onların cümlesini bırakmışlardır; hoşlanmadığı şeyleri de yapmışlardır. Bu yolda, türlü türlü mücahedeler edip nefislerini alt etmişlerdir. Anlatılan sebepten dolayı, sultanı ruh, hayvani ruhu alt etmiştir. Böylelikle vücud ülkesini kendi tasarrufu altına almıştır. Bu yüzden de vücuddan gelip ortaya çıkan işlerin cümlesiı Allah'ın rızasına uygun düşer. Zira, vücud ikliminde kötü fiillerin cümlesi: havvanî ruhun emri ile açığa çıkar. Güzel fililerin cümlesi de. sultani ruhun hükmü ile, tasarrufu ile vücud ikliminde açığa çıkar.Cümle âbidlerin, zahidlerin kötü fiillerden kurtulup güzel fililere bü-rünmeleri anlatılan sebebe dayanır. Kötü fiillerin cümlesi, hayvani ruhun tabiatıdır ki, sen ona : — Huy.. ismini verebilirsin. Huy ise, canın altındadır : — Can çıkmayınca, huy çıkmaz.. Dersin. Ama sen bu sözü söyleme; söyleyeni de dinleme.. Zira, insana pek gerekli olan; dünyada iken, o kötü huyları çıkarıp yerine sultanî ruhun tabiatı olan güzel huyları koymaktır. Aksi halde gün gelir, mahcub olursun, özre de bahane bulamazsın. Allah'ın bir günü vardır, onun adına şöyle derler : — Nedamet (pişmanlık).. Güzelce düşün. Fırsat elde iken, bu kötü huyları çıkar at. Güzel huylara bürün. Sonra pişmanlık fayda vermez. Aklını başına topla. Sonra bu kötü huylar, yalnız ibadetle, nefse muhalefet etmekle, sade riyazetle iyi huya çevrilmez. Zira, kötü huylar hal kabilindendir; hayvani ruhun kendi tabiatıdır. Onu bu huylardan vazgeçirmek, sultanî ruhun tabiatı olan güzel huylara büründürmekten. aksine hareket edip mü-cahedelere girmekten başka zikir kılıcına da ihtiyac vardır. Bu da. kendi kendine olmaz; kâmil mürşide muhtaçtır. Bunun için, bir kâmil mür-şid bulup kendini ona tam mânâsı ile teslim et. Telkin ettiği zikir kılı-_ cını da. nefsin helakini dileyerek hayvani ruha her gün salla.. Böyle edersen, anlatılan kötü huylar, güzel huylara dönüşür. Sen de. ehlüllah sıfatına girersin. .. Hemen herkes, ilk iş olarak; sonucunu düşünmelidir. İnsan sonunu düşünmez ise, cahil hayvan olur. 2. Sınıf : Tarikat ehli olanların mulhime sıfatına bürünmele-rini; mutmainne sıfatı ile muttasıf olmanın çarelerini açıklar. Bu sıfata bürünen tarikat ehli, az önce anlatılan kötü fiillerden tamamen kurtulmuş, kötü huylardan da mümkün mertebe çıkmışlardır. Ama varlık berzahından (tünelinden) renkten renge girmekten, tered-düd ve eğri büğrü gitmekten kurtulamamışlardır. Bunun sebebine ge-lince; Cenab-ı Hakka işleri bırakıp tam manası ile teslim olmamalarıdır. Bunun için, gelecek işin olmayacak ümitler besler; geçmiş için de gam çekip : — Halimiz neye varır?. _ Diyerek, on sene sonra olacak lüzumsuz şeyin derdini taşırlar. Bugün rızıklarını yerler : — Acaba sabaha halimiz nasıl olacak?. Diyerek derin derin düşünürler. Böyle olunca da. hal itibarı ile, Ce-nab-ı Hakkın Rezzak (rızık veren) sıfatını inkâr ederler. Kendilerinde su yolda bir itimat yoktur ; Cenab-ı Hak, kendilerini şimdiye kadar ne aç bıraktı, ne de çıplak.. Bundan sonra da aç açık bırakmak onun sanına yakışmaz. Bu durumu kendi kendilerine söyleyin hiç bir şekilde teselli bulamazlar. İster zengini, ister fakiri olsun, heri aynı haldedir. Daima, geçmiş için gam çeker, gelecek için de olmayacak ümitlar beslerler. Bu sebeptendir ki: Daima, içlerinde bir eğrilik, bir sıkıntıdan kurtulamazlar. Daima, renkten renge girer, tereddüd içinde olurlar. Anlatılanlardan başka; dünya sevgisi, mâsiva sevgisi ve tabii şeylere bağlılıktan kurtulamamışlardır. Dünya metaına meyilli olduklarından; zikirlerinde safa ve lezzet bulamazlar. Teveccüh ve mürakabele-rinde gayet sıkıdırlar. Hallerinde de bir sebat yoktur. Bazan iç açıklığı gelir; ruhanî sa-fadan bir parça tadarlar Bazan, da, anlatıldığı gibi iç tıkanıklığı gelir; renkten renge, girer ve tereddüde bürünürler. Anlatılaa işlerin sebebine ve hikmetine gelince., onu da şöyle açıklayabiliriz : Bu durumda olanlara sultanî ruh, hayvani ruha üstün gelmiştir. Mürşidin himmeti ve zikrin şiddeti ve ateşi ile teveccüh ve murakabede ihsan olunan ilâhî feyizler gelmiştir. Bu arada, Hak yola giren salikin çalışıp gayret etmesi ile de, hayvani ruh, ister istemez sıkılmıştır; artık çaresiz kalmıştır. Bu yüzden de, tabiatı olan kötü huyları, sultanî ruhun tabiatı ile değişmiştir. Vücud yönetimini, sultanî ruhun görüşüne bırakmıştır; artık hiç bir şeye de karışmaz. Hal böyle iken, yine de uslu durmaz; bir yandan sultanî ruhun önüne çıkar, önün yolunu kesmek için veziri olan akl-ı maaşı, başvurduğu yer olan şeytan ile danışma meclisi kurar. Dünya hilesi ile, sultanî ruhu düşürmek için dünya işlerinin her türlüsü ile önüne çıkıp vesvese verirler. Anlatılan sebepten ötürüdür ki : Bu mülhlme sıfatında olan salik-ler. tam tevekkül ile Hakka tevekkül edip işleri Hakka bırakamazlar. Dolayısı ile, halleri daima anlatıldığı gibidir. Bazan kendilerine sultani ruh üstün gelir; o zamanı kendilerinde mümkün olduğu kadar tevekkül zuhur eder. O zaman da, teveccüh ve murakabelerinde bir nebze ruhanî safa duyarlar. Bu durum, onların terakki (yükseliş) halleridir. Bazan da, bir taraftan, hayvani ruh, hile ile sultani ruhu uğraştırır; terakki halinden düşürüp iniş. halini zuhur ettirir. linkleri görmeye yetkiniz yok lütfen buraya tıklayarak üye olunuz |
|||
|
|
| Benzeyen Konular | |||||
| Konu: | Yazar | Cevaplar: | Görüntüleyenler: | Son Mesaj | |
| Miftahul Kulub{09-01-2008} | ihvan_56 | 1 | 262 |
02-04-2008 11:41 AM Son Mesaj: (**Mushab**) |
|
| Miftahul Kulub{28-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 138 |
01-28-2008 02:08 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{27-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 121 |
01-28-2008 02:05 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{26-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 119 |
01-28-2008 02:02 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{25-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 86 |
01-25-2008 02:24 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{24-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 114 |
01-24-2008 02:15 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{23-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 76 |
01-24-2008 02:13 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{22-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 129 |
01-22-2008 06:03 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{21-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 98 |
01-22-2008 06:00 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{20-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 130 |
01-22-2008 05:57 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|




