Şuanki Zaman: 12-04-2008, 01:25 AM Hoşgeldin Misafir ! (GirişÜye Olun)
Özel Arama

Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Miftahul Kulub{20-01-2008}
Konudaki Cevap Sayısı
0
Konuyu Açan Kişi
ihvan_56
Görüntülenme Sayısı
130
Cevapla 
 
Derecelendir
  • 5 Oylar - 3 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Miftahul Kulub{20-01-2008}
01-22-2008, 05:57 PM
Mesaj: #1
Miftahul Kulub{20-01-2008}
[mar]سْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم[/mar]


VELAYET MERTEBESİ
Kaldı ki, velayet mertebesinin bir müjdesi var; bir mertebesi var, bir de hal olması var.
Velayet mertebesinin müjdelenmesi, anlatıldığı gibidir. Mülhime sı­fatında iken, işleri Cenab-ı Hakka bırakmak hal olmaya yakınken, te­vekkül kapısı açılır. Bu sırada bir, iki, üç kere velayetle müjdelenmek zuhur eder.
Velayet mertebesine gelince; onu da anlatalım. Tevekkül kapısı he­men her gece zuhur eder. İlk zuhurunda, velayet rütbesi giydirilir. Bu mertebedekiler de, üstteki âyet-i kerime ile müjdelenirler. Velayet merte­besi, (kademi) budur.
Ancak, bu anlatılan, velayet hali değildir. Zira, velayet hali, daha önce, ayrıntıları ile anlatıldı.
VERASET HALİ
Veraset hali, masumiyet halidir. Masumiyet hali dahi, marzıye ha­lidir. Bu sebepten ötürü, velayete ayak basan zatlara marzıye sıfatı me­leke olmadıkça, velayet dahi meleke olmaz..
Marzıye sıfatı, masumiyet halidir. Bu yüzden dört keyfiyet kendine meleke olmadıkça, bir kimse, marzıye sıfatına bürünemez.
Velayete ayak basan zatlar için dört şart vardır; bu şartlar ken­disine meleke olmayan kimseye velayet de meleke olmaz. O kimse, an­cak, velayet mertebesinde kalır. Hem de velayetin ilk basamağında.. Bu­nun manası şudur : Kendisine velayet ihsan olunur; o yolda forma giy­dirilir, ama bu kimse masum değildir. Bu yüzden o kimseye düşer ki : Velâyet halini meleke edinmeye çalışıp gayret sarf ede.. Bu durum, lü­zumludan daha lüzumludur.Anlatılan işlerin sebeb ve hikmetine gelince., onu da anlatalım.. Şöyleki :
Mutmainne sıfatı, işleri, Cenab-ı Hakka bırakmaktan ibarettir. Bu işleri Cenab-ı Hakka bırakmanın sebebini ve hikmetini anlatalım. Şöy­leki :
Hayvani ruh, sultani ruhu düşürmek için her taraftan türlü türlü hile ile önüne çıkar. O zaman, Cenab-ı Hakkın yardımı ile, sultanî ruh, durumu anlar, o hileleri geri çevirir. İşin sonunda, hayvani ruhun cüm­le tedbirleri boşa gider; hemen her yandan, sultanî ruh, üstün gelir. Bu yüzden de, hayvani ruh, âciz kalır, sultanî ruha bütünüyle teslim olur; hatta onun esiri olur. Vücud ülkesi dahi, hayvani ruhun veziri olan akl-ı maaşın görüşünden ve tasarrufundan kurtulur. Bundan sonra geçerli olan, sultanî ruhun veziri olan akl-ı maadın görüşü ve tasarrufudur.
Anlatılan işler olup bittikten sonra, bu hallerin sahibinden bütün bütün tereddüd ve renkten renge girmek halleri gider; kendisine kalb itmimanı hâsıl olur. İşleri Cenab-ı Hakka bırakmak da bir meleke olur. (Yani : Vazgeçilmez bir alışkanlık.)
Ne var ki, benlik berzahı, sevinci ile kederi bir bilmeme berzahı. dünya sevgisi berzahı atlatılmamış, atlatılma da hal olmamış bulundu­ğundan, bu makama sahib olanlar, namazlarını murakabe hali ile eda edemezler.
İşte velilere şart olan bu dört keyfiyettir ki : Bunlar bir kimsede meleke olup vazgeçilmez bir alışkanlık halini almayınca.. Kendisine mülk olmaz ve masumiyet forması da giydirilmez. Açıkçası: Velayet forması giydırilir, ama masumiyet giydirilmez.
Anlatılanlardan başka, bir kötü huy daha kalmıştır. O. her nekadar vücud ülkesinde geçerli değilse de, gizli bir yerde gizlenmiştir O huy da şu görüşü taşımaktır :
— Kötü huylarım, iyi huylara, dönüştü.
Ama, bir geçit başında dikkat edilip bakıldığı zaman, o huyun içe­riden harekete başladığı görülür. Gizlice, bir yerden bas gösterir. On­lara velayet hal olmaması da bu yüzdendir; zira, kemalde noksanları vardır.
Üstteki durumun da sebebini ve hikmetini anlatalım; şöyleki :Hayvani ruh, sultanî ruha her ne kadar tam teslim olup sultam ruhun esiri olsa dahi, bunu kendi iradesi, isteği ile yapmamıştın. Sulta­nî ruhun ağır basması ile yapmıştır. İradesiz teslim ve esir olmuştur.
Anlatılan sebepten ötürü de, kendi tabiatının gereği olan huyları de­ğişmemiştir. Ancak, tam teslim olup esir olduğu için, vücud ülkesinde hükmü geçmemektedir. Bu yüzden de, tabiatının gereği olan huyları yü-rütememektedir. Böylece, kötü huyları kapalı kalmıştır.
İşbu sebepten ötürü, bir kimse ile mücadele ettikleri zaman bunlara dikkatle bakmalıdır: Hemen o huylar, bir bir baş göstermeğe başlar­lar. Ama, hayvani ruhun hükmü geçerli olmadığı için bir şey yapamaz. İlk hallerindeki gibi, o huyların hükmünü yürütemez, öfkesini yutar. O mücadele ettiği kimse ile ülfet edip sevişmeye başlar. Bundan ötürü­dür ki; levvamede ve mülhimede olan kimselerin düşmesinden korkulur, ama, velâyete ayak basanların düşmesinden korkulmaz. Ama, gerçekte, faziletli, seçilmiş bir kimse olmadığından; kendisine giydirilen velayet formasını koruyamaz, dünya çirkefi ile lekeleridirebilir. Böyle bir şey ederse, kıyamet günü, mahcub olur; rüsvay olup utanır. Aldığı lekeler­den ötürü de sorguya çekilir, hesabı sorulur. Buna göre, velayete ayak basanlar :
— Velayete ayak bastım..
Deyip böbürlenmemeli. Zira, bu durumda, ancak cehennem ateşinde azap görmekten kurtulmuşlardır; hesaba çekilmemek yoktur. Bunun se­bebi de; velayet halini, vazgeçilmez bir alışkanlık haline getirip meleke edemeyişi, ilk mertebeye ayak basıp kalışıdır. Durum böyle olunca, ve­layet haline adım attıktan sonra, onu kendine meleke edinmeye çalışıp gayret etmek, lüzumlunun da lüzumlusudur.
Gelelim mutmainne sıfatından geçip razıye sıfatına bürünmenin ça­relerine.. Şöyleki :
öncelikle, yakin ilmi sırrını, kendisine, bu makama ulaşmak isteyen kimse meleke edinmelidir. Zira, bu sırra erip her nefeste Allah ile huzur­lu ve beraberlik sırrına ermiş olmak, bu sıfattaki zatlara vazgeçilmez bir alışkanlık olmuştur; yani : Meleke.. Bundan sonra, Allah'ta huzur­lu olmaya çalışıp gayret etmeleri gerekir. Bunun için de, eşyanın tümü­ne bakıldığı zaman, birlik nazarı ile bakılmalıdır. Murakabe hali ile te-tefekküre de dalınmalıdır. Zira, bu sıfata bürünen zatlara; murakabelerin­de sıfatların tecellisi, zat müşahedesi hal olmuştur. İşte, murakabeden çıkıp ayık hale geldikleri zaman da, her nefeste o murakabedeki hali
düşünüp cümle fiilleri düşünmeli, cümle işleri Cenab-ı Hak'tan görüp mti-rakabedelerinde ihsan olunan ilâhî tecelliyi ayık halinde de kendilerine hal edinmeye çalışıp gayret etmelidirler.

linkleri görmeye yetkiniz yok lütfen buraya tıklayarak üye olunuz
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Görüntüleyenler: Son Mesaj
  Miftahul Kulub{09-01-2008} ihvan_56 1 262 02-04-2008 11:41 AM
Son Mesaj: (**Mushab**)
  Miftahul Kulub{28-01-2008} ihvan_56 0 138 01-28-2008 02:08 PM
Son Mesaj: ihvan_56
  Miftahul Kulub{27-01-2008} ihvan_56 0 121 01-28-2008 02:05 PM
Son Mesaj: ihvan_56
  Miftahul Kulub{26-01-2008} ihvan_56 0 119 01-28-2008 02:02 PM
Son Mesaj: ihvan_56
  Miftahul Kulub{25-01-2008} ihvan_56 0 86 01-25-2008 02:24 PM
Son Mesaj: ihvan_56
  Miftahul Kulub{24-01-2008} ihvan_56 0 113 01-24-2008 02:15 PM
Son Mesaj: ihvan_56
  Miftahul Kulub{23-01-2008} ihvan_56 0 76 01-24-2008 02:13 PM
Son Mesaj: ihvan_56
  Miftahul Kulub{22-01-2008} ihvan_56 0 129 01-22-2008 06:03 PM
Son Mesaj: ihvan_56
  Miftahul Kulub{21-01-2008} ihvan_56 0 97 01-22-2008 06:00 PM
Son Mesaj: ihvan_56
  Miftahul Kulub{19-01-2008} ihvan_56 0 111 01-22-2008 05:53 PM
Son Mesaj: ihvan_56

Forum Atla:


 Quick Theme:


İletişim | irfanmeclisi | Yukarıya dön | İçeriğe Dön | Hafifleştirilmiş Sürüm | RSS Beslemesi
Forumlara hızlı giriş için tıklayın
|Allah C.C.|   | Kur'an-ı Kerim | | Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) |  | İslam Büyükleri Alimleri ve Eserleri | | Dini Bilgiler |
| İslamî Hayat ve Aile | | Resimler & Duvar kağıtları | | Ilahi & Ezgi Sozleri | Nükte,Hiciv,Fıkra ve Bulmacalar |
| Dini Filmler , vss. | | İlahiler & Ezgiler | | Cep Telefonları Ve Donanımları | | program download (program indir) |
| Gündemdeki Konular | | Dergi,Kitap ve Diğer Tanıtımlar.. | | İslam Tarihi | |  Peygamberler Tarihi | | Osmanlı Tarihi |

Google Pagerank CheckerTOPlist
Zirve100