Özel Arama
|
Miftahul Kulub{20-01-2008}
|
|
01-22-2008, 05:57 PM
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
Miftahul Kulub{20-01-2008}
[mar]سْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم[/mar]
VELAYET MERTEBESİ Kaldı ki, velayet mertebesinin bir müjdesi var; bir mertebesi var, bir de hal olması var. Velayet mertebesinin müjdelenmesi, anlatıldığı gibidir. Mülhime sıfatında iken, işleri Cenab-ı Hakka bırakmak hal olmaya yakınken, tevekkül kapısı açılır. Bu sırada bir, iki, üç kere velayetle müjdelenmek zuhur eder. Velayet mertebesine gelince; onu da anlatalım. Tevekkül kapısı hemen her gece zuhur eder. İlk zuhurunda, velayet rütbesi giydirilir. Bu mertebedekiler de, üstteki âyet-i kerime ile müjdelenirler. Velayet mertebesi, (kademi) budur. Ancak, bu anlatılan, velayet hali değildir. Zira, velayet hali, daha önce, ayrıntıları ile anlatıldı. VERASET HALİ Veraset hali, masumiyet halidir. Masumiyet hali dahi, marzıye halidir. Bu sebepten ötürü, velayete ayak basan zatlara marzıye sıfatı meleke olmadıkça, velayet dahi meleke olmaz.. Marzıye sıfatı, masumiyet halidir. Bu yüzden dört keyfiyet kendine meleke olmadıkça, bir kimse, marzıye sıfatına bürünemez. Velayete ayak basan zatlar için dört şart vardır; bu şartlar kendisine meleke olmayan kimseye velayet de meleke olmaz. O kimse, ancak, velayet mertebesinde kalır. Hem de velayetin ilk basamağında.. Bunun manası şudur : Kendisine velayet ihsan olunur; o yolda forma giydirilir, ama bu kimse masum değildir. Bu yüzden o kimseye düşer ki : Velâyet halini meleke edinmeye çalışıp gayret sarf ede.. Bu durum, lüzumludan daha lüzumludur.Anlatılan işlerin sebeb ve hikmetine gelince., onu da anlatalım.. Şöyleki : Mutmainne sıfatı, işleri, Cenab-ı Hakka bırakmaktan ibarettir. Bu işleri Cenab-ı Hakka bırakmanın sebebini ve hikmetini anlatalım. Şöyleki : Hayvani ruh, sultani ruhu düşürmek için her taraftan türlü türlü hile ile önüne çıkar. O zaman, Cenab-ı Hakkın yardımı ile, sultanî ruh, durumu anlar, o hileleri geri çevirir. İşin sonunda, hayvani ruhun cümle tedbirleri boşa gider; hemen her yandan, sultanî ruh, üstün gelir. Bu yüzden de, hayvani ruh, âciz kalır, sultanî ruha bütünüyle teslim olur; hatta onun esiri olur. Vücud ülkesi dahi, hayvani ruhun veziri olan akl-ı maaşın görüşünden ve tasarrufundan kurtulur. Bundan sonra geçerli olan, sultanî ruhun veziri olan akl-ı maadın görüşü ve tasarrufudur. Anlatılan işler olup bittikten sonra, bu hallerin sahibinden bütün bütün tereddüd ve renkten renge girmek halleri gider; kendisine kalb itmimanı hâsıl olur. İşleri Cenab-ı Hakka bırakmak da bir meleke olur. (Yani : Vazgeçilmez bir alışkanlık.) Ne var ki, benlik berzahı, sevinci ile kederi bir bilmeme berzahı. dünya sevgisi berzahı atlatılmamış, atlatılma da hal olmamış bulunduğundan, bu makama sahib olanlar, namazlarını murakabe hali ile eda edemezler. İşte velilere şart olan bu dört keyfiyettir ki : Bunlar bir kimsede meleke olup vazgeçilmez bir alışkanlık halini almayınca.. Kendisine mülk olmaz ve masumiyet forması da giydirilmez. Açıkçası: Velayet forması giydırilir, ama masumiyet giydirilmez. Anlatılanlardan başka, bir kötü huy daha kalmıştır. O. her nekadar vücud ülkesinde geçerli değilse de, gizli bir yerde gizlenmiştir O huy da şu görüşü taşımaktır : — Kötü huylarım, iyi huylara, dönüştü. Ama, bir geçit başında dikkat edilip bakıldığı zaman, o huyun içeriden harekete başladığı görülür. Gizlice, bir yerden bas gösterir. Onlara velayet hal olmaması da bu yüzdendir; zira, kemalde noksanları vardır. Üstteki durumun da sebebini ve hikmetini anlatalım; şöyleki :Hayvani ruh, sultanî ruha her ne kadar tam teslim olup sultam ruhun esiri olsa dahi, bunu kendi iradesi, isteği ile yapmamıştın. Sultanî ruhun ağır basması ile yapmıştır. İradesiz teslim ve esir olmuştur. Anlatılan sebepten ötürü de, kendi tabiatının gereği olan huyları değişmemiştir. Ancak, tam teslim olup esir olduğu için, vücud ülkesinde hükmü geçmemektedir. Bu yüzden de, tabiatının gereği olan huyları yü-rütememektedir. Böylece, kötü huyları kapalı kalmıştır. İşbu sebepten ötürü, bir kimse ile mücadele ettikleri zaman bunlara dikkatle bakmalıdır: Hemen o huylar, bir bir baş göstermeğe başlarlar. Ama, hayvani ruhun hükmü geçerli olmadığı için bir şey yapamaz. İlk hallerindeki gibi, o huyların hükmünü yürütemez, öfkesini yutar. O mücadele ettiği kimse ile ülfet edip sevişmeye başlar. Bundan ötürüdür ki; levvamede ve mülhimede olan kimselerin düşmesinden korkulur, ama, velâyete ayak basanların düşmesinden korkulmaz. Ama, gerçekte, faziletli, seçilmiş bir kimse olmadığından; kendisine giydirilen velayet formasını koruyamaz, dünya çirkefi ile lekeleridirebilir. Böyle bir şey ederse, kıyamet günü, mahcub olur; rüsvay olup utanır. Aldığı lekelerden ötürü de sorguya çekilir, hesabı sorulur. Buna göre, velayete ayak basanlar : — Velayete ayak bastım.. Deyip böbürlenmemeli. Zira, bu durumda, ancak cehennem ateşinde azap görmekten kurtulmuşlardır; hesaba çekilmemek yoktur. Bunun sebebi de; velayet halini, vazgeçilmez bir alışkanlık haline getirip meleke edemeyişi, ilk mertebeye ayak basıp kalışıdır. Durum böyle olunca, velayet haline adım attıktan sonra, onu kendine meleke edinmeye çalışıp gayret etmek, lüzumlunun da lüzumlusudur. Gelelim mutmainne sıfatından geçip razıye sıfatına bürünmenin çarelerine.. Şöyleki : öncelikle, yakin ilmi sırrını, kendisine, bu makama ulaşmak isteyen kimse meleke edinmelidir. Zira, bu sırra erip her nefeste Allah ile huzurlu ve beraberlik sırrına ermiş olmak, bu sıfattaki zatlara vazgeçilmez bir alışkanlık olmuştur; yani : Meleke.. Bundan sonra, Allah'ta huzurlu olmaya çalışıp gayret etmeleri gerekir. Bunun için de, eşyanın tümüne bakıldığı zaman, birlik nazarı ile bakılmalıdır. Murakabe hali ile te-tefekküre de dalınmalıdır. Zira, bu sıfata bürünen zatlara; murakabelerinde sıfatların tecellisi, zat müşahedesi hal olmuştur. İşte, murakabeden çıkıp ayık hale geldikleri zaman da, her nefeste o murakabedeki hali düşünüp cümle fiilleri düşünmeli, cümle işleri Cenab-ı Hak'tan görüp mti-rakabedelerinde ihsan olunan ilâhî tecelliyi ayık halinde de kendilerine hal edinmeye çalışıp gayret etmelidirler. linkleri görmeye yetkiniz yok lütfen buraya tıklayarak üye olunuz |
|||
|
|
| Benzeyen Konular | |||||
| Konu: | Yazar | Cevaplar: | Görüntüleyenler: | Son Mesaj | |
| Miftahul Kulub{09-01-2008} | ihvan_56 | 1 | 262 |
02-04-2008 11:41 AM Son Mesaj: (**Mushab**) |
|
| Miftahul Kulub{28-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 138 |
01-28-2008 02:08 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{27-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 121 |
01-28-2008 02:05 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{26-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 119 |
01-28-2008 02:02 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{25-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 86 |
01-25-2008 02:24 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{24-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 113 |
01-24-2008 02:15 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{23-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 76 |
01-24-2008 02:13 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{22-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 129 |
01-22-2008 06:03 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{21-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 97 |
01-22-2008 06:00 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{19-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 111 |
01-22-2008 05:53 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|




