Şuanki Zaman: 12-04-2008, 12:51 AM Hoşgeldin Misafir ! (GirişÜye Olun)
Özel Arama

Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Miftahul Kulub{23-01-2008}
Konudaki Cevap Sayısı
0
Konuyu Açan Kişi
ihvan_56
Görüntülenme Sayısı
76
Cevapla 
 
Derecelendir
  • 0 Oylar - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Miftahul Kulub{23-01-2008}
01-24-2008, 02:13 PM
Mesaj: #1
Miftahul Kulub{23-01-2008}
[mar]سْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم[/mar]


Razıye sıfatına bürünen zatlara; çoğunlukla terakki hallerindeki murakabelerinde zat tecellisi, zat müşahedesi ihsan olunur.
Üstteki tecelliyi, ayık hallerinde, manevî iniş hallerinde, hatta alıp verdikleri her nefeste tefekkür ederler.
Anlatılan manâya göre, bu makamda bulunan herkes; kendisine ve cümle mevcudata baktığı zaman, zat teceilisi ve zat müşahedesi tefekkür edilir. Bu durumda o kimse, kendisini cümle yaratılmışlardan ve cümle mevcudattan alçak ve onlardan daha küçük görmeye çok çalışıp gayret eder. Böyle etmesi de, lâzımdır; hem de lâzımın lâzımı.;
Anlatılan şekilde her nefeste, Allah huzurunda bulunmalı. Hemen her­kes, kendi haline de dikkat etmeli. Eğer kendisine, bir taraftan varlık ko­kusu zuhur ederse; bir kimsede, kötü huy, düşük işler gibi şeyler görür­se, hemen kendi haline dikkat etmelidir. Bu durumda, kabahatli bulduğu kimseye karşı kendisini üstün görürse; hemen murakabedeki tecelliyi düşünmelidir. Bundan sonra da, gördüğü kötülüğü, bir hikmete yorma­lıdır. Kendisinin iyi halini de ilâhî bir ihsan bilmeli :
— Eğer Cenab-ı Hakkın ilâhî ihsanı olmasaydı, benim halim bundandaha kötü olurdu. Benimle bu kimse arasında zerre kadar fark yoktur. O neyse, ben de oyum. Hemen her şey, bir şeyden ibarettir. Ancak, bende olan ilâhî ihsan olup o da sırf lütuftur. Benim, zerre kadar bunda dahlim yoktur. Eğer bu ilâhî ihsan bende olmasaydı, benim halim bundan daha düşük olurdu. Aman ya Rabbi, sana sığınırım.
Dedikten sonra da, kendisinde zuhur eden varlığı, ihsan deryasına atıp yok etmelidır. Bu yolda yapılacak diğer işleri de bununla ölçebilir­sin.
Bu makamdaki herkes, insafla kendi haline bakıp durumu kavrama-lıdır :
— Varlık..
«
Dedikleri keyfiyet tek şeydir; bilinir. O da kendisini üstün görmektir. Nekadar kötü huy varsa, hepsi varlıktan zuhur eder. Varlık, tamamen silinip mahviyet hali vazgeçilmez bir alışkanlık olmadıkça, iyi huyların kötü huylara dönüşmesi muhal iştir. Sebebi, hikmeti ise, anlatıldığı gi­bidir.
Varlık, hayvani ruhun kendı sıfatıdır. Cümle kötü huylar da, o sı­fatın tabiatında yatar. Mahviyet dahi, sultani ruhun kendi sıfatıdır; cümle güzel huylar da o sıfatın tabiatıdır.
İşte anlatılan sebepten ötürü, varlık tamamen gidıp mahviyet hali vazgeçilmez bir alışkanlık olmadıkça, anlatılan kötü huyların iyiye dö­nüşmesi muhal iştir. Bunun için, varlık kadar vücud ikliminde büyük bir hastalık yoktur. Nitekim, Fahr-Alem Resulüllah efendimiz, bu manayı bir hadis-i şerifinde şöyle açıklamıştır :
«Varlığın öyle bir günahtır ki, hiç bir günah onunla boy ölçüşe-mez.»
Resulüllah, gerçeği dile getirmiştir; Allah ona salât ve selâm eylesin
Bütün kötü işlerin anası şarap (alkollü içki) içmek olduğu gibi, cümle kötü huyların anası da, varlık olmuştur. Bunun için, anlatıldığı gibi, bu makamda bulunan kimse, haline dikkatle bakmalıdır. Allah huzu­rundan bir an dahi ayrılmadan, hakkal-yakin sırrını vazgeçilmez bir alışkanlık haline getirmek için çok çalışıp gayret etmelidir. Bu, çok gereklidir.
Varlık, ayrılıktan zuhur eder. Birlikle bakıldığı zaman, ayrılık kal­maz ki, varlık olsun. İşte, hastalığın reçeteli ilâcı.. Ciddî bir şekilde anla­maya çalış..
Anlatıldığı gibi, reçeteli ilâçlar kullanılırsa, kısa zamanda kullanan kimseye öyle bir hal ihsan olunur ki : Her neye bakacak olsa, bir iste­ğe bağlı olmadan, hakkal-yakin sırrı kendisine vazgeçilmez bir alışkan­lık olur. Ayık halleri dahi zat tecellisi, zat müşahedesi olur. Bu durumda, hangi şeye bakarsa baksın; elinde olmadan hiç bir şeyi kendisinden al­çak göremez; hatta kendisini cümle şeyden daha alçak, daha düşük, Al­lah'ın güvencesine sığınan bir müflis görür. Bundan sonra, kendi görüşü­ne göre, kendisi şöyledir : Mahvolup gitmiş, elinde aman dilemekten baş­ka bir şeyi kalmamış, her nefeste Allah'ın huzurundadır ve çok kor karak :
— Aman ya Rabbi, sana sığınırım..
Der durur.. O kadar ki, tarifi mümkün değildir.
Bilinmesi için şunu da anlatalım :
Bu makamda bulunan zatların kendileri, hemen her gün için, sonsuz rıza ile müjdelenip bitip tükenmeyen ilâhî iltifatın uygulandığı yer ol­muşlardır. Durum anlatıldığı gibi iken, ellerinde olmadan kendilerine bir korku giydirilmiştir.
Bunca ilâhî ihsanlar, anlatılan korkunun altında silinmiştir. Ama, ılâhî imtihan sayılan mekirden emin olmamışlar, bunun için de daima :
— Aman ya Rabbı, sana sığınırız. Der dururlar.
Üstteki anlatılan korkuya şu isim verilir :
— V e r a s e t..
Bir garaza, bir karşılığa göre gelmemiştir; hal çeşidinden bir şeydir. Hali anlatıldığı gibi olan birine :
— Cenab-ı Hak'tan bu kadar çok korkuyorsun. Halbuki, her gün ebedî rıza müjdesi sana gelmektedir. Geçmiş ve gelecek günahların da ba­ğışlandıktan sonra sonsuz ilâhî ihsanların da yeri olmuşsun. Öyle ise, sen­deki bu korku ne haldir?.
Diye sorulacak olsa, bir türlü başlangıç sebebini bulup açıklaya-­maz. Bu korkuya :
— Veraset..
İsminin verilmesi de, anlatılan sebebe dayanır.
Velayet, kendilerine meleke olan kullara, bu korku ihsan olunur ki : Cenab-ı Haktan bu zatlara büyük bir nimettir. Mahviyet, bu korkunun altındadır; kemal dahi bu mahviyetin altındadır. Ebedî rıza dahi, bu ke­malin altındadır. Anlatılan veraset korkusu, umumî mahviyet, insaniyet kemali, ebedî rıza dörtlüsü, birbirine zarf ve zarfın içindeki olmuşlardır; ama hepsini korku içine almıştır.
Velî olan zatlara ihsan olunan korku eşit değildir; her birinin tecel­lisine göredir. Bazısındaki korku ağır, bazısındaki korku hafif olur. Bu da, kader sırrına göre bir keyfiyettir. Nekadar olursa olsun, bu kulla­rına mahsus bir armağandır. Mahviyetleri korkularına göredir; korkusu çok olanın, mahviyeti de çok olur. Korkusu az olanın, mahviyeti de az olur. Mahviyet altındaki kemal durumu da böyledir. Ebedî rızanın durumu da aynıdır.
Bundan anlaşılmış oldu ki; bu dört keyfiyetin başı korkudur. Kor­ku nekadar ihsan olunmuş ise., kalan üçü'de o kadar ihsan olunmuştur.
Anlatılan manadan ötürüdür ki, bütün velîlerin halleri bir değildir. Kimi çok yüksek, kimi orta, kimi daha alttadır.
Her velîye has olmak üzere, Cenab-ı Hakkın bir rızası vardır; o rı­za da, o velînin kemaline göredir. O kemal dahi, onun mahviyetine göre­dir. O mahviyet dahi, onun korkusuna göre zuhur eder.
Anlatılan dört şey, bir birini izler; ulanır. Birinin diğerinden fazla veya eksik olması muhaldir.
Anlatılan korku için :
— Veraset..
İsminin verilmesinin hikmeti, onun garazsız ivazsız hiç bir sebebe dayanmadan gelmesidir. Kayıtlardan bir kayda da bağlı değildir. Allah için, Allah uğrunda olduğu içindir. Kalan üç şeyi de özünde toplamıştır. Bu sebepten ötürü, bu korku hangi velîye vazgeçilmez alışkanlık olan me­leke olursa., onun altında üç keyfiyet de ihsan olunur; masumiyet for­ması da giydirilir.
Her makamda, bir başka korku vardır. Ama, her birinin altında bir başka gaye olduğundan, Cenab-ı Hak, onlardan razı değildir.
Yokluk cihetinden emmare makamı, marzıye makamı gibidir. Emma-re makamında hiç korku yoktur; marzıye sıfatında ise, hiç güven yoktur.
Varlık cihetinden dahi, ters manada emmara sıfatı marzıye sıfatı gibidir. Emmare sıfatında nasıl tam olarak benlik varsa., marzıye sıfatın­da dahi, tam olarak mahviyet vardır.

linkleri görmeye yetkiniz yok lütfen buraya tıklayarak üye olunuz
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Görüntüleyenler: Son Mesaj
  Miftahul Kulub{09-01-2008} ihvan_56 1 262 02-04-2008 11:41 AM
Son Mesaj: (**Mushab**)
  Miftahul Kulub{28-01-2008} ihvan_56 0 138 01-28-2008 02:08 PM
Son Mesaj: ihvan_56
  Miftahul Kulub{27-01-2008} ihvan_56 0 121 01-28-2008 02:05 PM
Son Mesaj: ihvan_56
  Miftahul Kulub{26-01-2008} ihvan_56 0 118 01-28-2008 02:02 PM
Son Mesaj: ihvan_56
  Miftahul Kulub{25-01-2008} ihvan_56 0 86 01-25-2008 02:24 PM
Son Mesaj: ihvan_56
  Miftahul Kulub{24-01-2008} ihvan_56 0 113 01-24-2008 02:15 PM
Son Mesaj: ihvan_56
  Miftahul Kulub{22-01-2008} ihvan_56 0 129 01-22-2008 06:03 PM
Son Mesaj: ihvan_56
  Miftahul Kulub{21-01-2008} ihvan_56 0 97 01-22-2008 06:00 PM
Son Mesaj: ihvan_56
  Miftahul Kulub{20-01-2008} ihvan_56 0 129 01-22-2008 05:57 PM
Son Mesaj: ihvan_56
  Miftahul Kulub{19-01-2008} ihvan_56 0 111 01-22-2008 05:53 PM
Son Mesaj: ihvan_56

Forum Atla:


 Quick Theme:


İletişim | irfanmeclisi | Yukarıya dön | İçeriğe Dön | Hafifleştirilmiş Sürüm | RSS Beslemesi
Forumlara hızlı giriş için tıklayın
|Allah C.C.|   | Kur'an-ı Kerim | | Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) |  | İslam Büyükleri Alimleri ve Eserleri | | Dini Bilgiler |
| İslamî Hayat ve Aile | | Resimler & Duvar kağıtları | | Ilahi & Ezgi Sozleri | Nükte,Hiciv,Fıkra ve Bulmacalar |
| Dini Filmler , vss. | | İlahiler & Ezgiler | | Cep Telefonları Ve Donanımları | | program download (program indir) |
| Gündemdeki Konular | | Dergi,Kitap ve Diğer Tanıtımlar.. | | İslam Tarihi | |  Peygamberler Tarihi | | Osmanlı Tarihi |

Google Pagerank CheckerTOPlist
Zirve100