Özel Arama
|
Miftahul Kulub{24-01-2008}
|
|
01-24-2008, 02:15 PM
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
Miftahul Kulub{24-01-2008}
[mar]سْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم[/mar]
Levvame sıfatında bulunan korku takliddir; zira kalıcılığı yoktur. Bazan işlediği masiyetlere o sıfatın sahibi pişman olur; tevbeye gelir istiğfar eder. Bazan da Allah'ın rahmet sıfatına güvenir. Böyle bir korku, asla sahibine fayda vermez; çünkü mukallid korkusudur. Bunun sebebi de anlatıldı. Mülhimedeki korku ise., unsurların korkusudur; cennet arzusundan ve cehennem azabı sebebi ile zuhur eder. Bu unsurların korkusuna : — Nefsanî korku.. Adı verilir. Böyle bir korkudan Allah razı değildir. Ancak, sahibini cehennem ateşi azabından kurtarmaya sebeb olur. Mutmainne korkusu da, velayet korkusudur. Bu türlü korku, bundan öncekine göre beğenilir. Zira bunda, cehennem korkusu, cennet arzusu yoktur; sırf hesaba çekilme korkusu vardır. Yani : — Anlatılan dört şartı kendime meleke edinemezsem, halim nice olur?. Diyerek, bu makamın sahibi korkar. Bundan ötürü, bu korkuya : — Velayet korkusu, mahcubiyet korkusu.. İsmi verilir. Bu türlü korku, her nekadar beğenilir ise de, Cenab-ı Hakkın rızasına uygun değildir. Mahcubiyetten zuhur ettiği için, unsurlarla kayıtlıdır. Bu korku, nefsanîdir; sırf Allah rızası için değildir. Ancak, bu korku, sahibini mahcubiyetten kurtarmaya sebeb olur. Razıye sıfatında meydana gelen korku dahi, mutmainne gibi, beğenilir. Yine de mahcubiyetten gelir, unsurlar kaydında zuhur eder. Allah için, Allah uğruna olmadığı için, bu dahi rızaya uygun değildir. Ancak, marzıye sıfatını hal edinmeye sebeb olur. Her makamda olan korku için bir sebeb vardır; o sebepten ötürü zuhur ettiği için de, hiç biri rızaya uygun değildir. Ancak, rızaya uygun olan korku, marzıye sıfatındaki korkudur. Bu da, o sıfatı, kendilerine vazgeçilmez bir alışkanlık sayılan meleke edinen zatlara mahsustur. Zira bunlarda, unsurların kayıt korkusu, mahcubiyet korkusu yoktur. Hiç bir sebebe dayanmayan; Allah için ve Allah uğrunda bir korkudur. Bunun sebebini ve hikmetini de şöyle açıklayabiliriz : Hayvani ruh, sultanî ruhun elinin altındadır. Anlatıldığı gibi, daima göz hapsinde terbiye görür. Kendi tabiatı olan öfkesi, sultanî ruhun hoşnutluğuna dönüşmüştür. Bundan sonra sultanî ruh ona çok önem verip iyileşmesine gayret etmiştir. Her nefeste, kendi hali olan mahviyetle, hayvani ruhun benliğini yalana çıkarmıştır. Murakabesinde ve teveccühünde ihsan olunan ilâhî sevginin aşk ateşine, hayvani ruhun sıfatı olan varlığı atıp yakmış, külünü dahi göğe savurmustur. Kendi sıfatı olan mahviyeti de, hayvani ruha giydirmiştir. Bundan sonra, hayvani ruh, öyle bir hale ulaşır ki; kendisine Allah tarafından bir korku ihsan olunur. Bu korkunun sebebini de bulamaz. Kendi sıfatı olan varlıktan arta kalan benliği korku ateşinde yakıp yok eder. Sultam ruhun sıfatı olan mahabbeti de kendisine hal edinir. Bundan sonra, sultanî ruhla aralarında düşmanlık kalmaz. Sultanî ruhun sıfatına büründüğü için kendi tabiatı olan kötü huylar tamamen silinir; sultanî ruhun tabiatı olan güzel huyların cümlesine bürünür. Bundan sonra, kendi sıfatı olan benliği değişince hakkal-yakin sırrı kendisine meleke olur; vahdet deryasına dalar. Kendi tabiatı olan kötü huylardan arta kalan hallerin cümlesi de güzel huya dönüşür. Benlik kalmaz ki, o kötü huylar da kala. Anlatılan sebepten ötürü, bu sıfatla muttasıf olan zâtlardan, Cenab-ı Hak, anlatıldığı gibi razıdır. Bunlar, her gün, ebedî rıza ile müjdelenirler. Zira, onlardan rızaya ters düşen şeyin zuhur etmesi muhaldir. Sebebi de, anlatılan manaya dayanır. Emmare sıfatı, marzıye sıfatının zıddıdır. Emmare sıfatında olanlarda asla korkaklık yoktur. Onlarda, Allah korkusundan eser dahi bulunmaz. Bunun için, Cenab-ı Hak'tan tam manası ile emin olmuşlardır. Dolayısı ile benlikle muttasıf olmuşlar; Cenab-ı Hakkın manevî katında cümle yaratılmışlar arasında zelil ve hakir duruma gelmişlerdir, özellikle, Cenab-ı Hakkın rızasından uzak oldukları için, ilâhî gazabın gerçekleştiği yer olmuşlardır. Bu yüzden, hemen her gün, cehennem azabı ile türlü türlü elim azapla müjdelenirler. Bunlarda, özellikle şu dört sıfat bu-lunur : Güven, benlik, hakaret, öfke.. Bunlar, zıd manası ile, marzıye sıfatında bulunan zatların halleri gibidir. Bu yüzden, güven duygusu, bunlarda nekadar olursa., benlik de ona göre zuhur eder. Hakaretle, ilâhî gazab da ona göre gelir. Bu sıfattakilerin de, cehennemdeki azapları eşit değildir; her birinin azabı, kendi haline göredir. Emmare ile marzıye arasında dört sıfat vardır. Her sıfatta olan korku nekadar olursa., o sıfatla muttasıf olanların korkusu da ona göre olur. Anlatılan sebepten ötürü, levvamede kemalin eseri yoktur; çünkü mahviyetin eseri yoktur. Bunun sebebi de, korkularında sebatlı olmayışlarıdır. Dolayısı ile Allah'tan uzak olup son nefeslerini imansız vermele-rinden korkulur. Mülhimede dahi, korku sabit olmadığından, bir dereceye kadar benlik gider; bir nebze mahviyet duyulur. Ama, bu korkunun altında cennet cehennem olduğundan tam manası ile olacak rıza halinden nasip yoktur. Mutmalnnede olan korku, velayet korkusu olduğundan benlik bir derece daha gider; yerine o derecede mahviyet hal olur. Bu yüzden de bunların murakabeleri sıfatların tecellisi, zat müşahedesidir. Ayık halleri ise, nur tecellisi ve sıfat müşahedesi olur. Ama, bu korkunun içi, mahviyete ve kemale dönük olduğundan, bunlar dahi, tam rızadan yana nasipsiz olurlar. Razıye korkusu da anlatıldığı gibidir. Ancak, bir kere daha benlik gitmiş, onun yerine mahviyet zuhur etmiştir. Bu yüzden, bazı murakabelerinde zat tecellisi olur. Ayık hallerinde ise, sıfatların tecellisi, zat müşahedesi olur. Ama bu korkunun da özü kemale dönük olduğundan; bu makamdakiler de tam rızadan yana nasipsizdirler.. Anlatılan dört dereceyi, hayvanı ruh kendisine hal edince, kendi sıfatı olan benlik, her birinde bir parça silinir. Bu yüzden o benliğin altında bulunan kötü huylardan da mümkün olduğu kadar kurtulur; onlar, iyi huylara dönüşürler; Bu sebepten de, ihsan olunan ilâhî feyizler zuhur eder. Ama, hayvani ruhun arta kalan benlik sıfatı tamamen mahviyete dönüşüp altında bulunan kötü huylar tamamen güzel huylara dönüşmez.Bunun için de, bu makamdakiler, yine tam manası ile olacak rızadan yana nasipsizdirler. Zira, tam manası ile olacak rıza, marzıye makamında bulunan zatlara hastır. Bunun sebebi, daha önce anlatıldı, ama yine de anlatalım. Şöylekl : Hayvani ruh, sultani ruhun sıfatını kendisine hal edinmiştir. Tabiatım dahi, onun tabiatına dönüştürmüştür. Bundan dolayı da, hayvani sıfat, insanî sıfatla değişmiştir. Tam olan rıza da, o zaman vazgeçilmez bir alışkanlık olan meleke halini almıştır. Cümle kötü huylar, hayvani ruhun sıfatı olan benlikle Allah tarafından denemeye tabi tutulmuş, her birine sadakat mührü vurulmuştur. Bundan sonra da, ona masumiyet forması giydirilir. İşte Âdem aleyhisselâmın yaratılması, bizim de bu berzah âlemine gönderilmemizden ilâhî arzu, anlatılan güzel sıfata bürünmektir. Yoksa, her birimiz, kendi nefsinin arzusu yolunda gezip tozması için değildir. Ancak, Allah'ın tayin ettiği bir gün vardır; her şey, o günde bilinir. Her adamda, iki ruh vardın. Onların birine : — Havvanî ruh.., İsmi verilir. Bu ismin verilmesinin sebebini de açıklayalım şöyleki : Cümle canlılar, hayvani ruhla canlanmışlardır. Diğerine de şu isim verilmiştir : — Sultanî ruh.. Sebebine gelince, cümle melekler, bununla canlanmıslardır. Eğer bu canlılar, hayvani ruha tabi olup emmâre sıfatında kalırlarsa., insanken hayvandan alçak olup türlü azaba müstahak olurlar. Bunun sebebi ise, melekler sıfatını hayvanlar sıfatına değiştirmiş olmalarıdır. Eğer sultani ruha tabi olup mertebeleri tamam ederlerse., yani : Marzıye sıfatı ile muttasıf olurlarsa., sonsuz sayıda melekler ona köle olurlar. Anlatıldığı gibi de, bitip tükenmeyen ilâhî tecellinin gerçekleştiği yer olurlar. Anlatılan işlerin oluşmasının sebebini, hikmetini de şöyle açıklayabiliriz : Hayvani ruh, derece derece terbiye edilerek, sultanî ruhun sıfatı ile muttasıf edilir. Bundan sonra, hayvani ruhun, hayvanî sıfatı tamamen gider, sultani ruhun insanlık sıfatı hayvani ruha meleke olur. İşte bu ma-kamdakiler böyle ettikleri için, melekler onlara köle olurlar, sonsuz ihsanların da gerçekleştiği yer olurlar. linkleri görmeye yetkiniz yok lütfen buraya tıklayarak üye olunuz |
|||
|
|
| Benzeyen Konular | |||||
| Konu: | Yazar | Cevaplar: | Görüntüleyenler: | Son Mesaj | |
| Miftahul Kulub{09-01-2008} | ihvan_56 | 1 | 262 |
02-04-2008 11:41 AM Son Mesaj: (**Mushab**) |
|
| Miftahul Kulub{28-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 138 |
01-28-2008 02:08 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{27-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 121 |
01-28-2008 02:05 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{26-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 119 |
01-28-2008 02:02 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{25-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 86 |
01-25-2008 02:24 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{23-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 76 |
01-24-2008 02:13 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{22-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 129 |
01-22-2008 06:03 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{21-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 98 |
01-22-2008 06:00 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{20-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 130 |
01-22-2008 05:57 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|
| Miftahul Kulub{19-01-2008} | ihvan_56 | 0 | 111 |
01-22-2008 05:53 PM Son Mesaj: ihvan_56 |
|




