Şuanki Zaman: 11-21-2008, 12:48 PM Hoşgeldin Misafir ! (GirişÜye Olun)
Özel Arama

Cevapla 
 
Derecelendir
  • 0 Oylar - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Vefatı
05-13-2008, 11:58 PM
Mesaj: #1
Vefatı
Vefatı


Peygamberimizin hastalanması

Bu emri veri?inden bir gün sonra âniden hastalandı. Fakat, cihad için yola çıkacak ordunun hazırlı?ından vazgeçmedi. Bir gün sonra, Per?embe günü, hasta oldu?u halde bizzat kendi eliyle sanca?ı Hz. ?sâme??ye verdi:

??Ey ?sâme! Allah yolunda, Allah??ın ismiyle muharebeye çık! Allah??ı inkâr edenlerle çarpı?!? buyurdu. Mücahidlere hitaben de ?öyle dedi:

??Ahde vefasızlık etmeyiniz! Küçük çocukları ve kadınları öldürmeyiniz!

??Dü?manla kar?ıla?mayı arzu etmeyiniz! Zira, ne olaca?ını bilemezsiniz. Belki, onlar yüzünden belâ ve musibete u?rayabilirsiniz.

??Fakat, ??Allah??ım! İmdadımıza yeti?! Dü?manımızın hakkından gel! Bizi onların zararından koru!?? diye dua ediniz. ?unu da unutmayınız ki, Cennet kılıçların parıltısı altındadır.?1

Hz. ?sâme sanca?ı Büreyde bin Husayb??a teslim ettikten sonra, aldı?ı emir gere?ince karargâhını Cürüf??te kurdu. Hazırlı?ını bitiren Müslüman oraya ko?uyordu.

Hz. ?sâme, ordusunu hazırlamakla me?guldü. Müslümanlar da harbe katılmak üzere hazırlıklarını tamamlamaya çalı?ıyorlardı. İslâm ordusunda Hz. Ebû Bekir, Hz. ?mer, Hz. Osman, Hz. Sa??d bin Ebî Vakkas, Ebû Ubeyde bin Cerrah gibi Ashab-ı Kiramın ileri gelenlerinden bir çok kimse vardı. Bunların üzerine henüz yirmi ya?ına basmamı? Hz. ?sâme kumandan tayin edilmi?ti.

Bu durum, ho?a gitmeyen bazı sözlerin söylenmesine sebep oldu: ??Henüz yirmisine ayak basmamı? bir delikanlı kumandan tayin ediliyor. Ashabın ileri gelenlerinden bir çok kimse emri altına veriliyor. Bu nasıl olur??

Ayya? bin Ebî Rebîa ise, ??İlk Muhacirlerin ba?ına bu genç nasıl kumandan tayin ediliyor??2 diyordu.

Sanki bir anda Hz. ?sâme??nin Resûl-i Kibriyâ Efendimiz tarafından tayin edildi?i unutuluvermi? gibi bir sürü söz ve dedikodu çıkmı?tı.

Duruma Hz. ?mer (r.a.) muttali oldu. Bu tarz sözleri sarf edenlere gereken cevabı verdikten sonra, meseleyi gidip Hz. Resûlullaha (a.s.m.) intikal ettirdi.

Peygamberimiz yakalandı?ı hastalı?ın ?iddetinden yata?ında yatmaktaydı. Haberi alır almaz, kızgınlı?ının ifâdesi yüzünde belli oldu. Sargılı ba?ı ile yata?ından kalktı. Ashabın yardımıyla mescide giderek minbere çıktı. Allah??a hamd ve senâda bulunduktan sonra, ??Ey insanlar!? dedi. ???sâme??yi kumandan tayin etti?im için bazılarınızın ileri geri konu?tu?unu duydum. Benim ?sâme??yi kumandan tayin etmeme itiraz ediyor gibisiniz! Daha önce ?sâme??nin babasını kumandan tayin etti?im zaman da aynı ?eyi yapmı?tınız. Vallahi, nasıl babası kumandanlı?a lâyık oldu?unu göstermi?se, ?sâme de babasından sonra kumandanlı?a lâyık bir kimsedir.

??Babası nasıl en sevdi?im biri idiyse, ?sâme de en sevdi?im kimselerden biridir. O da, babası da her türlü hayrı i?leyebilecek yaratılı?a sahip kimselerdir. Onlardan hayırlı i?ler bekleyiniz. Muhakkak ki ?sâme sizin hayırlı olanlarınızdandır ve bu i?e ehliyetli birisidir.?1

Bu hitabesinden sonra minberden inip Hâne-i Saadetine girdi. İslâm ordusuna katılacak Müslümanlar birer iki?er gelip kendisiyle vedâla?tılar. Efendimiz onlara, ???sâme??yi gönderme i?ini ihmal etmeyiniz?2 diyordu.

Hattâ bir ara dadısı ve Hz. ?sâme??nin annesi Hz. ?mmü Eymen Hâne-i Saadete gelip, ??Yâ Resûlallah! ?sâme??yi bir süre karargâhında bıraksan olmaz mı?? deyince, Efendimiz aynı sözleri tekrarladı:

???sâme??yi gönderme i?ini ihmal etmeyiniz. Onu gönderiniz!?

Bu kesin emir üzerine Müslümanlar karargâha gittiler.

* * *



Resulullahın Son Ziyaretleri

Baki?? mezarlı?ını ziyaret

Fahr-i ?lem Efendimizin, bu fani dünyayı terk edece?i gün, saat besaat yakla?ıyordu.

Bir gece yarısı, ansızın Hâne-i Saadetinden çıktı. Hz. ?i?e Vâlidemiz, ??Yâ Resûlallah, nereye gidiyorsunuz?? diye sordu.

Resûl-i Ekrem, ??Baki?? mezarlı?ında medfûn bulunan ehlim için isti?far etmek üzere emir aldım. Oraya gidiyorum?1 diye cevap verdi.

Yanında azâdlı kölelerinden Ebû Rafi?? ve Ebû Müveyhib vardı. Baki?? mezarlı?ında kabirler arasında uzun bir müddet durarak duâ ve isti?farda bulundu. Sonra Ebû Müveyhib??e dönerek yakında ebedî âleme gidece?ini, Bakî-i Hakîkînin cemâliyle mü?erref olaca?ını ?öylece ifâde buyurdu:

??Ey Ebû Müveyhib! Dünya hazinelerinin anahtarları ile âhiret nimetlerini seçme hususunda serbest bırakıldım. Ben de âhiret nimetlerini tercih ettim.?2

Bu sözleri duyan Ebû Müveyhib??in birden nutku tutuldu. Yalnız gözü de?il, bütün duyguları, ruhu, kalbi bir anda a?lamaya ba?ladı.

Bu mânâlı ziyaretten sonra Resûl-i Kibriyâ, Hâne-i Saadetine geri döndü.

Uhud ?ehidlerini ziyaret

Uhud ?ehidleri için de duâ ve isti?farda bulunması, Efendimize emredilmi?ti.

Bu sebeple bir gün Uhud??a gitti. Orada ?ehid olan en güzîde Sahabîleri için uzun uzun duâ etti.

Oradan döner dönmez, Mescid-i Saadete vardı. Minbere çıktı. Müslümanlara hitaben, ??Ben, sizin Kevser Havuzuna ilk kavu?anınız ve sizi ilk kar?ılayanınız olaca?ım? buyurduktan sonra sözlerine ?öyle devam etti:

??Ben, sizin hakkınızda benden sonraki mü?rikli?e dönersiniz diye korkmuyorum. Fakat ben, sizin hakkınızda, dünyaya kapılır, onun için birbirinizi kıskanır, birbirinizi öldürürsünüz ve bunun neticesi olarak sizden öncekilerin yok olup gittikleri gibi, siz de yok olup gidersiniz, diye korkuyorum.?1



Hz. Meymûne??nin evinde

Resûl-i Ekrem Efendimiz âdetleri gere?i Hz. Meymûne??nin evinde bulunuyorlardı. Hasta olmasına ra?men âilelerinin hakkına son derece riâyet ediyordu. Burada Efendimizin ate?i birden yükseldi. Dâvet etti?i bütün hanımları etrafında mahzun ve kederli duruyorlardı.

??Yarın hanginizin evine gideyim?? diye sordu.

Bu sualini bir kaç kere tekrarladı. Hiç bir hanımından cevap gelmedi.

Bunu sormasındaki maksad, hastalık günlerini Hz. ?i?e Vâlidemizin evinde geçirmeyi arzu etmi? olmasındandı.

Peygamber Efendimizin bu arzusunu Ezvâc-ı Tâhirat ferasetleriyle anlamada gecikmediler. İttifakla Hz. ?i?e Vâlidemizin evinde kalmasını uygun buldular.

Bunun üzerine Peygamber Efendimiz Hz. Meymûne??nin evinden çıkarak, bir eli Hz. Ali??nin, di?er bir eli Hz. Abbas??ın omuzunda, onların yardımı ile Hz. ?i?e Vâlidemizin evine geldi.2

* * *



En Yakınlarının Lisanından Resulullahın Son Günleri



Hz. ?i?e, Efendimizin hastalı?ını anlatıyor

Hz. ?i?e Vâlidemiz, Efendimizin hastalı?ı esnasındaki bir hatırasını ?öyle anlatır:

??Resûlullah (a.s.m.) eve geldi?i sırada ba?ımda bir a?rı belirmi?ti. A?rının ?iddetinden ??Vay ba?ım, vay ba?ım?? diye söylendim. Resûlullah bunu duyunca, ??Ne ehemmiyeti var? Neden üzülüyorsun? E?er benden evvel dünyadan göçüp gidersen seni teçhiz ve tekfin eder namazını da kılarım?? diye konu?tu. Ben de, ??Benim ölümümü mü istiyorsunuz??? dedim.?

Hz. ?i?e, Peygamberimizin latife yaptı?ını birden anlayamayıp böyle konu?mu?tu. Resûl-i Ekrem latifesinin sonunu ?u ciddi sözlerle ba?ladı:

??Ey ?i?e Senin ba?ının a?rısı geçer gider. Asıl ba? a?rısı benim ba?ımın a?rısıdır. Artık ondan kurtulmak çok zor.?1



Peygamberimiz ve Sıddık-ı Ekber

Her yerde her zaman Allah ve Resûlüne sadakâtın zirvesinde bulunan Sıddık-ı Ekber, Resûl-i Ekremin huzuruna çıkarak kendisine hizmet etmekten ?eref duyaca?ını ?öylece dile getirdi:

??Yâ Resûlallah, müsâade buyurursanız, hastalı?ınızda size hizmet etmek isterim!?

Resûl-i Ekrem, Sıddık-ı Ekberin arzusuna müsâade etmedi, ama cevabı gönlünü fethedici idi.

??Ey Ebû Bekir! Bu niyetinle bile yapaca?ın hizmetin sevap ve mükâfatına ?imdiden nâil oldun. Ancak ben, hastalı?ım esnasında hizmetlerimi kızımla, zevcelerimden ba?kasına gördürecek olursam, onları üzmü? olurum!?



En a?ır hastalık, en fazla ıztırap

Hastalı?ın ?iddeti, ate?in yüksekli?i sebebiyle Peygamber Efendimiz yata?ında bile rahat edemiyordu. Bir o tarafa, bir bu tarafa dönüyordu.

Ba?ucunda bulunanlar, bu durum sebebiyle, ??Yâ Resûlallah! E?er bizden birisi bu derece ıztırap çekti?ini izhar etseydi, muhakkak bizi tekdir ederdin? dediler.

Resûl-i Ekrem cevabıyla durumunu ?öylece izah etti:

??Benim hastalı?ım bildi?iniz gibi de?il, oldukça zordur. Allah Taâlâ, salih ve mü??min kullarını belânın, hastalı?ın ve musibetin en ?iddetlilerine mübtelâ eder. Fakat o belâ, o musîbet ve o hastalık vasıtasıyla o mü??min salih kulunun derecesini yükseltir, günahlarını yok eder.?

Ve Hz. ?i?e Vâlidemiz ?öyle der:

??Hakikaten Resûlullahın hastalı?ından daha zor, daha ?iddetli bir hastalık görmedik.?

İbn-i Mes??ud anlatıyor

Abdullah ibni Mes??ud (r.a.) ise Peygamberimizin hastalı?ının ?iddetini ?öyle dile getirir:

??Nebînin (a.s.m.) hastalı?ında vücudu hummanın hararetinden ?iddetli sarsıldı?ı sırada huzuruna varmı?tım.

??Yâ Resûlallah! Humma hararetinden çok ıztırap çekiyorsunuz!

??Yâ Resûlallah! Bu hummanın iki kat ıztırabı var, elbette sizin için iki kat ecri ve mükâfatı vardır, dedim.

??Resûlullah, ??Evet?? diyerek beni tasdik etti. Sonra da ?öyle buyurdu: ??Hastalı?a tutulan hiç bir Müslüman yoktur ki; Allah Taâlâ onun hata ve günahlarını, a?acın yapraklarını döktü?ü gibi dökmesin.?1

?mmü Bi?r anlatıyor

Hastalı?ı sırasında Resûl-i Ekremin ziyaretine giden Bi?r bin Bera??nın annesi ?mmü Bi?r de gördüklerini ?öyle anlatır:

??Resûlullahı ziyarete gitmi?tim. Vücudundaki ?iddetli harareti görünce sormadan edemedim:

??Yâ Resûlallah! Ben böyle sıtma hiç görmedim.??

??Resûlullah (a.s.m.) bana cevaben ?öyle buyurdu: ??Bizim hastalı?ımız herkesten daha ?iddetli ve daha ziyâde olur. Fakat bunun mukabilinde kazandı?ımız sevap ve mükâfat da o nisbette fazla olur!???2

Resûl-i Ekrem yazı yazdırmak için kâ?ıt kalem istiyor

Rebiülevvel ayının sekizi, Per?embe günü.

Resûl-i Kibriyâ Efendimizin hastalı?ının en ?iddetli anları. Etrafında Hz. ?mer gibi bazı zâtlar bulunuyordu. Bu sırada, ??Bana kâ?ıt kalem getiriniz, size bir yazı yazayım. Tâ ki bundan sonra hiçbir zaman yolunuzu ?a?ırmayasınız? buyurdu.3

Hz. ?mer, ??Resûlullaha (a.s.m.) hastalı?ı baskın gelmi?tir. Yanınızda Kur??an var. Allah??ın Kitabı bize yeter? dedi.

Kâ?ıt kalem getirip getirmemekte tereddüt ettiler.

Bazıları Hz. ?mer??in sözlerini do?ruladı. Kimisi de kâ?ıt kalemin getirilmesini istiyordu. Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, onların anla?mazlı?a dü?tüklerini fark edince, ??Yanımdan kalkınız, yanımda münaka?a, gürültü etmeyiniz. Beni kendi halime bırakınız?1 buyurdu.

Böylece Resûl-i Kibriyâ Efendimizin yazdırmasını arzu etti?i ?ey, yazılmamı? oluyordu.



Hastalı?ının hafifledi?i gün

Resûl-i Kibriyâ Efendimizin hastalı?ı gün gün, saat saat ?iddetini arttırıyordu. Bir ara so?uk su getirilmesini emretti. Getirilen suyu mübârek vücudlarına döktürdü.

Bundan sonra biraz hafifleyip rahatlık hissetti. Bunun farkına varır varmaz Hz. Ali ve Hz. Fazl bin Abbas??a dayanarak Hâne-i Saadetinden Mescid-i ?erife gitti. Minbere çıkıp oturdu. Ashab-ı Kirama ?u hitabede bulundu:

??Ey insanlar! Duydum ki, vefât edece?imi dü?ünüp telâ? ediyormu?sunuz. Hangi Peygamber ümmeti içinde ebedî kaldı ki, ben de kalayım? Bilesiniz ki, ben yakında Rabbime kavu?aca?ım. Ona siz de kavu?acaksınız.

??Ey Ensar! İlk Muhacirlere iyilik etmenizi tavsiye ederim.

??Ey Muhacirler! Size de Ensara iyilikte bulunmanızı tavsiye ederim. Onlar size yardımda bulundular. Sizi memleketlerine getirdiler. Sizi evlerinde a?ırladılar, barındırdılar. Geçimde sıkıntı içinde oldukları halde sizi kendilerine tercih ettiler. Her kim onların üzerine hâkim durumuna geçerse onlara iyilikte bulunsun.

??Ey İnsanlar!

??Her ?ey Cenab-ı Hakkın ezelî idaresi dairesinde cereyan eder. Allahu Taâlânın kaza ve kaderine galebe etmek sevdasına kapılmayınız, çünkü ma?lûp olursunuz. Cenab-ı Hakka hile yapmaya kalkı?mayınız, zira zarar ve ziyana siz u?rarsınız.

??Ben size, ?efkatli ve merhametliyim. Sizler yine bana kavu?acaksınız. Bulu?aca?ımız yer, Kevser Havuzu kenarıdır. Her kim Kevser Havuzu kenarında bulu?mak isterse elini ve dilini lüzumsuz ?eylerden sakınsın.

??Ey İnsanlar!

??Bilmelisiniz ki, günah i?lemek, nimet ve kısmetlerin de?i?mesine sebep olur. İnsanların ekserisi salih olursa, onların âmirleri, idarecileri de adl ve insafla muamele ederler. Halk, isyan ve günaha meylederse onların idarecileri, hâkimleri de zulm ve adaletsiz i? görmeye yönelirler.?1

Bu hitabesinden sonra tekrar Hz. ?i?e Vâlidemizin evine gitti ve yata?ına yattı.

* * *



Kâinatın Efendisi Müslümanlarla Helâlle?iyor

Resûl-i Ekrem Efendimiz hastalı?ının en ?iddetli oldu?u bir günde Ashabıyla helâlle?meyi arzu etti.

Yine bir taraftan Hz. Ali??ye di?er taraftan da Fazl bin Abbas Hazretlerine dayanarak güçlükle aya?a kalktı ve mescide gitti. Minber??e çıkıp oturdu.

Hz. Bilal??e de (r.a.) ?u emri verdi:

??Halka ilân et. Mescid??de toplansınlar. Onlara vasiyet etmek isterim. Bu benim son vasiyetim olacaktır.?

Hz. Bilâl, emri yerine getirdi. Bir anda toplanan halkı mescid almaz oldu.

Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, Allah??a hamd ve senâdan sonra Ashab-ı Kirâma ?öyle hitap etti:

??Ey insanlar! Sizden ayrılma vaktim oldukça yakla?mı?tır. Sizden birine vurmu?ssam, i?te sırtım gelsin vursun.

??Birinizin malını almı?sam, gelsin hakkını alsın.

??Sakın hak sahibi, ???ayet kısas talebinde bulunursam, Resûlullah bana darılır?? diye dü?ünmesin! Bilmelisiniz ki, benden hakkını isteyene darılmak benim fıtratımda yoktur.

??Benim yanımda en sevimliniz, hakkı varsa, gelip benden onu isteyen kimsedir. Veyâhut helâl edendir. Ben Rabbimin huzuruna üzerimde kul hakkı olmadan varmak istiyorum.?1

Bir anda ortalı?a hazin bir sükût çöktü. Resûl-i Ekrem Efendimiz sözlerini tekrarladı:

??Ey insanlar! Kime vurmu?sam, i?te sırtım, gelsin vursun. Her kimin benden alaca?ı varsa i?te malım gelsin alsın.?1

Cemaat içinden biri aya?a kalktı. ??Yâ Resûlallah! Sizden üç dirhem alaca?ım var? dedi.

Peygamber Efendimiz, ??Ben bu hususta hiç kimseyi yalanlamam ve hiç kimseye ??yemin et?? diye teklif de etmem. Ancak bu üç dirhemin zimmetime nasıl geçti?ini ö?renmek isterim!? buyurdu.

Aya?a kalkan zât, ??Yâ Resûlallah! Bir defasında huzurunuza bir fakir gelmi?ti. Bana fakire üç dirhem vermemi emretmi?tiniz. Ben de verdim. İ?te istedi?im bu üç dirhemdir? dedi.

Peygamber Efendimiz, ??Do?ru söylüyorsun? dedikten sonra, ??Ey Fadl! Buna üç dirhem ver?2 buyurdu.

Bundan sonra Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, ??Mescide açılan kapıları kapatınız! Sadece, Ebû Bekir??in kapısı açık kalsın?3 buyurdu.

Emir gere?i Mescid-i ?erifin çevresindeki evlerin kapısı, Hz. Ebû Bekir??inki hariç hepsi kapatıldı.4

Hz. Ebû Bekir namaz kıldırmaya memur ediliyor

Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, hastalı?ı sebebiyle ezan okununca daima Mescid-i ?erife çıkar ve cemaata namaz kıldırırdı.

Vefâtına üç gün kala hastalı?ı birden a?ırla?tı. Bu sebeple artık Mescid-i ?erife de çıkamaz oldu. O zaman, ??Ebû Bekir??e söyleyiniz, mü??minlere namaz kıldırsın?5 diye emir vererek imamlı?ı Hz. Ebû Bekir??e bıraktı.6



Peygamberimizin son namaz kıldırı?ı

Hz. Ebû Bekir, Müslümanlara ö?le namazını kıldırıyordu. Bu sırada Resûl-i Kibriyâ Efendimiz bedeninde bir hafiflik hissetti. Hz. Abbas ile Hz. Ali??nin yardımıyla yava? yava? Mescid-i ?erife çıktı.

Hz. Ebû Bekir, Resûl-i Kibriyâ Efendimiz gelmekte oldu?unu anlayınca, geri çekilmek istedi. Efendimiz, yerinde durması için i?aret etti. Sonra Hz. Ebû Bekir??in yanına oturtulmasını emir buyurdu. Hz. Ebû Bekir??in sol tarafına *****ürüp oturttular. Hz. Ebû Bekir ayakta, oturmu? olan Efendimize tabi oldu.1

Resûl-i Kibriyâ Efendimizin Mescid-i ?erifte Müslümanlara kıldırdı?ı son namaz budur.



Hz. Cebrâil??in, hatırını sormak için geli?i

Rebiülevvel ayının onu, Cumartesi günü idi. Cenab-ı Hak tarafından Cebrail (a.s.) geldi. Resûl-i Kibriyâ Efendimizin hal ve hatırını sordu:

??Ey Ahmed,? dedi. ??Yüce Allah, sana ikram olarak beni gönderdi. Sana soraca?ı ?eyi senden çok daha iyi bildi?i halde sana; ??Kendini nasıl buluyorsun??? diye soruyor?

Rabb-i Rahimine kavu?manın hasretini yüre?inde duyan Resûl-i Kibriyâ Efendimiz ?u cevabı verdi:

??Ey Cebrâil! Kendimi baygın ve sıkıntılı bir halde görüyorum!?2



Vefâtından bir gün evvel

Rebiülevvel ayının on biri, Pazar günü. Cin ve insin peygamberi Hz. Muhammed (a.s.m.) yata?ında, ?iddetli ate?ler içinde idi. Etrafında Ezvac-ı Tahirat vardı. Ba?ucunda Hz. Ai?e Vâlidemiz oturuyordu.

Bu sırada, Hz. ?sâme ordugâhtan gelip huzur-ı saadetlerine girdi. Efendimiz dalgın yatıyordu. Yerinden kımıldayacak hali yoktu. Hz. ?sâme, mübârek ellerini ve ba?larını öptü. İçi hüzün ve keder doluydu. Azami hürmet içinde Kâinatın Efendisinin kar?ısında ayakta durdu. Efendimiz ona bir ?ey söylemedi. Sadece ellerini gö?e kaldırdı ve onun üzerine sürdü. Ona duâ etti?i anla?ıldı.1

Resûl-i Kibriyâ Efendimizin duâsını alan Hz. ?sâme do?ruca ordunun ba?ına döndü.



Hz. Cebrâil??in ikinci geli?i

Rebiülevvel ayının on biri, Pazar günü.

Hz. Cebrâil yine hatırlarını sormak üzere geldi. Bu esnada Yemen??de peygamberlik dava eden yalancı Esved-i Ansî??nin idam edildi?ini haber verdi. Resûl-i Ekrem Efendimiz de bu haberi Ashab-ı Kirama bildirdi.2

Pazartesi günü?

Hayatında mühim hadiselerin meydana geldi?i Pazartesi günü. Rebiülevvel ayının on ikisi. Böyle bir Pazartesi gününde mübârek gözlerini dünyaya açmı?tı.

Bu gün de, Resûl-i Kibriyâ Efendimizin (a.s.m.) bir ara hastalı?ı hafifleyip kendine geldi.

Bu hafifli?i hisseder etmez, yata?ından kalktı. Hazırlıklarını yaparak Mescid-i ?erife te?rif etti.

O sırada Ashab-ı Kiram saf ba?layıp Hz. Ebû Bekir??in arkasında sabah namazını kılıyorlardı. Kâinatın Efendisi bu nurânî manzarayı görmekle son derece sevindi, hatta tebessüm buyurdu.

Kendileri de Hz. Ebû Bekir??e uyarak namazını edâ etti.

Resûl-i Kibriyâ Efendimizi, aralarında mütebessim bir sîma ile gören Sahabîler bütün bütün sıhhat buldu dü?üncesiyle son derece sevindiler.1



Peygamber Efendimiz hücre-i saadetlerinde

Son günün sabah namazını Hz. Ebû Bekir??e uyup Ashabının arasında kılarak onları sevince garkeden Fahr-i Kâinat Efendimiz, namazın edâsından sonra yine Hücre-i Saadetine döndü. Yataklarına yattılar.

Bu arada kumandan Hz. ?sâme son defa kendisiyle vedâla?mak üzere geldi. Resûl-i Ekrem, ??Allah??ın bereketi ile artık hareket et!? buyurdu.2

Emri alan kumandan Hz. ?sâme bin Zeyd do?ruca ordugâha gidip mücahidlere hareket emrini verdi.

Hz. Ebû Bekir??in izin isteyip, Sünh??taki evine gidi?i

Pazartesi günü, Hz. Ebû Bekir de, Fahr-i Kâinat Efendimizin durumunun bir ara iyile?ti?ini fark etmi?ti. Bunun için huzura girip, ??Yâ Resûlallah! Allah??a hamdolsun! Onun lütuf ve keremiyle sa? salim sabaha çıktınız! Müsâade buyurursanız, Sünh??taki evime gideyim? dedi.

Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, ??Olur? buyurdu.

Bunun üzerine Hz. Ebû Bekir, Sünh??taki evine gitti.3



Müslümanlara ve ev halkına son sesleni?i

Son gün Pazartesi. Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübârek dillerinden ?u cümleler dökülüyordu:

??Ey insanlar! Karanlık gece kıtaları gibi fitneler geliyor! Ey insanlar! Siz bana kar?ı hiç bir ?eyle delil bulamazsınız! Zira ben, ancak Allah??ın Kitabı Kur??an??ın helâl kıldı?ını helâl, haram kıldı?ını da haram kıldım!

??Ey kızım Fâtıma! Ey halam Safiyye!

??Allah katında makbul olacak ameller i?leyiniz. Bana güvenmeyiniz. ?ünkü ben, sizi Allah??ın gazabından kurtaramam!?1



Peygamberimizin Hz. Fâtıma??ya söyledikleri

Hz. Fâtıma, Resûl-i Ekremin hayatta kalmı? olan biricik kızı idi. Kâinatın Efendisinin evlâd sevgisini kendisiyle tatmin etti?i tek evlâdı.

Hz. Fâtımatü??z-Zehrâ, güzel ahlâkta, yürüyü?te, oturu?ta, kalkı?ta Peygamber Efendimize en çok benzeyen evlâdı idi.

Resûl-i Ekrem hastalı?ının son gününde bir ara biricik kızı, güzel ahlâk ve zerâfet timsali Hz. Fâtıma??yı yanına ça?ırdı.

Hz. Fâtıma gelince, onu sol tarafına oturttu. Ona gizlice bir ?ey söyledi.

Hz. Fâtıma??yı birden bir hüzün ve keder havası kapladı. Arkasından gözya?ları bo?anmaya ba?ladı.

Peygamber Efendimiz, sonra bu güzîde kızına gizlice bir ?ey daha söyledi. Bu sefer, biraz evvel gözya?ı döken Hz. Fâtıma birden gülümseyip sevinmeye ba?ladı.

O sırada orada bulunan Hz. ?i?e, daha sonra bunun sebebini sorunca Hz. Fâtıma ?u cevabı verir:

???nce bana pek yakında dünyadan ve benden ayrılaca?ını söyledi. Bunun için a?ladım.

??Sonra da ???ilem içinde en evvel bana sen kavu?acaksın?? deyince de sevindim.?2

Ve artık son anlar

Rebiülevvel ayının on ikisi, Pazartesi günü. Güne?, batıya do?ru kayıyordu.

Peygamber Efendimizin mübârek ba?ları, Hz. ?i?e??nin kuca?ında, gö?süne dayalı idi. Artık nefes alıp vermekte güçlük çekiyordu. Dili Allah??ı zikretmekle me?guldü: ??Allah??ım! Beni, Refîk-i A??lâ??ya1 ula?tır? duâsını tekrarlıyordu. Bu esnada bile ümmetine ir?adda bulunmaktan geri durmuyordu: ??Ellerinizdeki kölelerinize iyi davranınız! Namaza dikkat ve devam ediniz!?2 diyordu.

Bu hazin manzara orada bulunan Hz. Fâtıma??nın yüre?ini âdeta da?lıyordu. Bir ara Resûl-i Kibriyâ Efendimizi ba?rına bastı: ??Vay! Babamın çekti?i ıztıraba? diyerek gözlerinden ya?lar bo?anmaya ba?ladı.

Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, ??Bugünden sonra baban hiç bir zaman ızdırap çekmeyecektir? buyurdu ve ilâve etti:

??Kızım! Sakın a?lama! Ben vefât etti?im zaman ??İnnâ lillahi ve innâ ileyhi Raciûn?? de.?3

Hz. Cebrâil ile Hz. Azrail??in birlikte geli?leri

Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, bu fâni dünyada artık son dakikalarını ya?ıyordu.

Bu esnada, Hz. Cebrâil Hz. Azrail ile birlikte geldi. Resûl-i Kibriyâ Efendimizin hal ve hatırını sordu. Sonra, ???lüm mele?i Azrail içeri girmek için izin ister? dedi.

Resûl-i Kibriyâ Efendimiz müsâade edince, Hz. Azrail içeri girdi. Efendimizin önünde oturdu, ??Yâ Resûlallah!? dedi, ??Yüce Allah, senin her emrine itaat etmemi bana emretti. İstersen ruhunu alaca?ım. İstersen sana bırakaca?ım.?

Resûl-i Kibriyâ Efendimiz Hz. Cebrâil??e baktı. O da, ??Yâ Resûlallah, Mele-i A??lâ seni beklemektedir? dedi.

Bunun üzerine Hâtemü??l-Enbiya Efendimiz, ??Yâ Azrail! Gel, memuriyetini yerine getir?1 buyurdu.

Peygamberimizin Rabbine kavu?ması

Mübârek ba?ları Hz. ?i?e??nin kuca?ında, gö?süne dayalı idi. Yanında su kabı vardı. İki elini suya batırıp ıslak ellerini mübârek yüzlerine sürdü. Mübârek dudaklarından ??Lâ ilâhe İllallah? cümlesi döküldü. Sonra ellerini yüzünden kaldırdı. Gözlerini evin tavanına dikti. ??Allah??ım! Refîk-i Alâ? cümlesini tekrarlaya tekrarlaya altmı? üç ya?ında iken mübarek ruhu Refîk-i Alâ??ya yükseldi.2

Tarih: Hicretin 11. senesi, Rebiülevvel ayının on ikisi, Pazartesi günü.

Milâdî 8 Haziran 632.

* * *



Resulullahın Vefatından Sonrası

Hâtemü??l-Enbiyâ Efendimizin (a.s.m.) pâk ruhları artık a??lâ-yı illiyyine (en yüksek makama) yükselmi?ti. Ezvâc-ı Tahirat üzerine bir örtü örttüler ve feryada ba?ladılar.

O sırada annesi tarafından Hz. Resûlullahın son anlarını ya?adı?ını haber alan Hz. ?sâme hareket etmeyip ordusuyla Mescid-i ?erife gitmi?ti. Hâne-i Saadette feryad ve figanın yükseldi?ini duyan Ashab, kalblerinden vurulmu?a döndüler. Sanki gök kubbe bir anda yıkılmı? gibiydi. Herkesin nutku tutulmu?, gözler damla damla keder ve hüzün akıtıyordu.

Cesaret ve adalet timsali Hz. ?mer bile kendisini bu deh?etli ânın tesirinden kurtaramadı; hattâ herkesten daha çok deh?ete kapılarak ?öyle ba?ırdı:

??Resûlullah ölmemi?tir ve sa?dır. Ona sadece Hz. Musa??ya ârız olan saika gibi bir saika arız olmu?tur. Kim Muhammed öldü derse onu kılıcımla iki parça ederim.?1

Halkı teskin eden Sıddık-ı Ekber

Hz. Ebû Bekir o sırada Sünh Mahallesindeki evinde bulunuyordu. Yürekleri da?layan haberi kendisine ula?tırdılar. Gönlünün bir parçasının âdeta koptu?unu fark eden Hz. Ebû Bekir sür??atle Hâne-i Saadete girdi.

Deh?et ve hayret içinde Fahr-i Kâinatın mübârek yüzlerini örten örtüyü kaldırdı. Yüzü tecessüm etmi? bir nurdu. E?ildi, tazim ve hürmetle pâk ve nurlu alınlarından üç kere öptü. Akan gözya?ları arasında dilinden dökülen kelimeler ?unlar oldu:

???lümün de hayatın gibi temiz ve lâtif, yâ Resûlallah!?1

Sonra da Ehl-i Beyte teselli verdi.

Hz. Ebû Bekir ile Hz. ?mer

Hz. Ebû Bekir, Hâne-i Saadetten çıktıktan sonra Mescid-i ?erife vardı.

Hz. ?mer??in ??Resûlullah vefât etmedi? sözlerini duymu?tu. Bunun üzerine ?öyle konu?tu:

??Kim ki Muhammed??e (a.s.m.) tapıyorsa, bilsin ki, Muhammed (a.s.m.) ölmü?tür. Kim ki Allah??a ibadet ve kulluk ediyorsa bilsin ki, Allah Hayy??dır, ölümsüzdür.?2

Sonra da ?u âyet-i kerimeyi okudu:

??Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler gelip geçti. O ölür veya öldürülürse gerisin geri mi döneceksiniz? Kim geri dönerse Allah??a en küçük bir zarar vermi? olmaz. Fakat ?ükredenlere Allah mükâfatını verecektir.?3

Bu âyet-i kerime, Uhud Muharebesinde, ??Muhammed öldürüldü? ?âyiası üzerine nazil olmu?tu. Ashab; onu belki yüzlerce, binlerce defa okumu? oldukları halde, o andaki teessür sebebiyle bir anda unutuvermi?lerdi sanki!

İ?te, yalnız metanetini muhafaza eden Hz. Ebû Bekir bunu unutmamı? ve Ashaba hatırlatmakla en büyük hizmeti ve vazifeyi ifâ etmi? oluyordu.

Bu hitabe ve bu âyet-i kerimeyi hatırlamaları üzerine Sahabîler kendilerine geldiler. Bir anda toparlandılar ve ?a?kınlıklarını üzerlerinden attılar.

Daha sonra Hz. Ebû Bekir ?u meâldeki âyet-i kerimeyi okudu.

??Muhakkak ki sen de öleceksin onlar da ölecekler.?1

Metanetini yitirmeyen Hz. Ebû Bekir bu hitabesiyle o zamanki İslâm cemaatına büyük bir hizmet ifâ etmi? oluyordu.

Ashab-ı Güzîn artık Kâinatın Efendisinin bu dünyadan göçmü? oldu?unu anlayıp kabul ettikleri gibi, Hz. ?mer de; ??Resûlullah ölmemi?tir? sözünü söylemekten vazgeçerek kendine geldi.

Evet, Medine, Medine olalı beri, Kâinatın Efendisinin kendisine te?rifi ile duydu?u sevinç kadar hiç bir sevinç duymamı?tı. ?imdi ise aynı Medine en büyük hüzün ve keder ânını ya?ıyordu. ?deta semâlarını hüzün ve kederden bir kara bulut kaplamı?tı.



Hz. Ebû Bekir??in halife seçilmesi

Resûl-i Kibriyâ Efendimizin vefâtıyla Medine mateme bürünmü?tü. Gözlerden gözya?ı, gönüllerden tahassür, keder ve elem akıyordu.

Ancak, bununla hiç bir i? hallolmazdı. Müslümanların i?lerini görecek, İslâmın hükümlerini tatbik edecek, Resûl-i Ekrem Efendimize halife olacak bir devlet ba?kanının seçilmesi gerekliydi.

Bunun için derhal te?ebbüse geçildi. O sırada, bu yüksek makama herkesten en lâyık ve ehliyetli olan Sıddık-ı Ekber Hz. Ebû Bekir??di. Zira, Ashab-ı Kiramın en yüksek tabakası en evvel Mekke??de îmân eden seçkin Sahabilerdi. Onların da en efdali Hz. Ebû Bekir idi. Gerçi, Hz. Abbas ve Hz. Ali, akrabalık cihetiyle herkesten ziyade Resûl-i Ekrem Efendimize yakın idiler. Fakat, Nebiyy-i Muhterem Efendimiz, yâr-ı gârı olan Hz. Ebû Bekir??i Ashabının hepsinden üstün tutardı. Vefâtını netice veren hastalı?ında da bunu göstermi?ti. Mescid-i ?erife açılan kapıların hepsini kapattırdı?ı halde, Hz. Ebû Bekir??inkini açık bıraktırmı?tı. Ebediyyet âlemine göç etmesine üç gün kala imamlık vazifesini yine ona devretmi?, İslâmın temel ?artlarının en mühimi olan namazda onu bütün Müslümanların önüne geçirmi?ti.

Bu sebeple Hz. Resûlullahtan sonra, halifeli?e en lâyık o idi.

Nitekim netice de öyle oldu. Resûl-i Ekrem Efendimizin ebediyyet âlemine irtihal buyurdukları Pazartesi günü ö?leden sonra ak?ama kadar yapılan uzun konu?ma, görü?me ve müzakerelerden sonra Hz. Ebû Bekir Hz. Resûlullahın halifesi seçildi ve ona bîat edildi.



Hz. Ebû Bekir??e umumî biât

Rebiülevvel ayının on üçü, Salı günü. Hz. Ebû Bekir, Mescid-i Nebevîye geldi. Minbere çıkıp oturdu.

Henüz konu?maya ba?lamadan önce, Hz. ?mer aya?a kalktı. Allah??a hamd ve ?ükürde bulunduktan sonra, Müslümanlara, ??Allah, halifeli?i sizin hayırlınız, Resûlullahın (a.s.m.) yâr-ı gârı olan zâta nasip etti. Kalkınız, ona bîat ediniz!?

Mescid-i ?erifte bulunan Müslümanlar kalkıp Hz. Ebû Bekir??e umumî bîat yaptılar.1

Bîat i?i bitince Hz. Ebû Bekir, Allah??a hamd ve ?ükür ettikten sonra ?öyle konu?tu:

??Ey insanlar! Ben, üzerinize vâli ve emir oldum. Halbuki, sizin en hayırlınız de?ilim. E?er iyilik edersem bana yardım ediniz. Fenalık yaparsam bana do?ru yolu gösteriniz!

??Do?ruluk emânettir. Yalancılık hiyânettir. İn?aallah, içinizdeki en zayıfınız kendisinin hakkını alıncaya kadar, yanımda en güçlünüz olacaktır! İn?allah, içinizde en güçlünüz de, üzerine geçirdi?i hakkı kendisinden alıncaya kadar benim yanımda en zayıfınız olacaktır.

??Ey insanlar! Allah yolunda cihadı terk etmeyin! Bilin ki, cihadı terk eden kavim zelîl olur.

Ben, Allah ve Resûlüne itâat ettikçe, siz de bana itâat ediniz. Ben, Allah ve Resûlüne âsi olursam, sizin de bana itâatınız lâzım gelmez.

??Kendim ve sizin için Allah??tan af ve ma?firet dilerim!?1

Peygamber Efendimizin yıkanması ve kefene sarılması

Rebiülevvel ayının on ikisi Pazartesi günü, Müslümanlar ö?leden sonra ak?ama kadar i?lerini yürütecek bir halifenin seçimi ile me?gul olduklarından, Peygamberimizin yıkanması, techiz ve defni Salı gününe kaldı. O gün, Hz. Ebû Bekir??e Mescid-i Nebevîden umumî bîat yapıldıktan sonra bu i?lere ba?landı.

Resûl-i Kibriyâ Efendimizin Hücre-i Saadetlerinde yıkama i?iyle me?gul olmak için Hz. Ali, Hz. Abbas, Fadl bin Abbas, Kusem bin Abbas, ?sâme bin Zeyd ve Peygamberimizin azaldlısı ?ükrân (Salih) bulunuyordu.2

Bu arada Ensar-ı Kiram da bu ulvî hizmette bulunmak istiyordu. Bu husustaki arzularını izhar ettiler. Onları temsilen de Hz. Ali, Evs bin Havlî??yi içeri aldı.3

Yıkama i?ini Hz. Ali yaptı. Zirâ, Resûl-i Kibriyâ Efendimiz sa?lı?ında ona, ??Vefât etti?im zaman beni, sen yıka? diye vasiyyet etmi?lerdi.4

Evs bin Havlî testi ile su ta?ıyor, Hz. Abbas ile ?sâme ve ?ükrân, Peygamberimizin üzerine su döküyorlardı. Hz. Ali de eline sarmı? oldu?u bez ile gömlek üzerinden o?u?turarak Peygamberimizi yıkıyordu. Mübarek cesedleri son derece temizdi, mis gibi kokuyordu. Hücre-i Saadetin içini, o âna kadar görülmemi? bir güzel koku kaplamı?tı. Peygamber Efendimizde, ölülerde görüle gelen ?eylerden hiç birinden eser yoktu. Hz. Ali yıkarken, ??Anam babam sana fedâ olsun! Hayatında da, vefâtında da temizsin, güzelsin, yâ Resûlallah!?1 diyordu.

Yıkama i?i bittikten sonra Hâtemü??l-Enbiyâ Efendimiz, yine Hz. Ali, Hz. Abbas, Fadl bin Abbas ve ?ükran tarafından kefene sarıldı.2



Peygamberimizin üzerine namaz kılınması

Rebiülevvel ayının on üçü, Salı günü ö?leye do?ru Resûl-i Kibriyâ Efendimizin yıkanma ve kefene sarılma i?i tamamlandı. Hücre-i Saadetinde seririnin üzerine konuldu. Bundan sonra Hâne-i Saadetlerinin kapısını açtılar. ?nce melekler, sonra erkekler, sonra kadınlar, daha sonra da çocuklar Fahr-i Alem Efendimize kar?ı bu son vazifelerini hu?û ve hüzün içinde ifâ ettiler.



Resûl-i Ekrem??in defni

Resûl-i Ekremin nereye defnedilece?i hususu görü?üldü. Bir kısmı, Mekke??ye *****ürülmesini, di?er bir kısmı Medine??de ve Bakî mezarlı?ına, bazıları ise Mescidin içine defnedilmesini teklif etti.3

Fakat, Hz. Ebû Bekir imdada yeti?erek ?öyle dedi:

??Ben, Resûlullahtan ?u sözü i?itmi?tim ve hâlâ unutmamı?ımdır: ??Cenab-ı Hak, her peygamberin ruhunu o peygamberin defnolunmak istedi?i yerde alır. Dolayısıyla, Resûlullahı istirahat dö?e?inin bulundu?u yere defnetmeliyiz!?4

Bu teklif Ashab-ı Kiram tarafından benimsendi. Böylece Resûl-i Kibriyâ Efendimizin, Hz. ?i?e??nin evinde yattı?ı dö?e?in altının kabir olarak kazılması kararla?tırıldı. Bundan sonra dö?ek kaldırılarak altı lahd tarzında kazıldı.



Hz. Bilâl??in Müslümanları a?latması

Resûl-i Kibriyâ Efendimiz henüz defnedilmemi?ti. Bu sırada Hz. Bilâl, hüzün ve hasret akıtan yanık sesiyle ezan okudu. ??E?hedü Enne Muhammede??r-Resûlullah? dedi?i zaman, Ashab-ı Kiram hüngür hüngür a?lamaya ba?ladı. Mescid-i Nebevî, a?lama sesleriyle çalkalandı.

Bu, Hz. Bilâl??in son ezânı oldu. Resûl-i Kibriyâ Hazretleri defnedildikten sonra artık ezan okumadı.



Peygamberimizin kabre konması

?ar?amba gecesinin geç vakitleri idi. Nihâyet, gönül ve göz ya?ları arasında Server-i Kâinatın mübarek na???ını kabrine tevdi ettiler.

Bu büyük, e?siz ve benzersiz hayatın safhalarını gücümüzün yetti?i kadar anlatmaya çalı?ıp burada bitirirken ?öyle duâ ediyoruz:

Allah??ım! Bizi dünyada Resûlünün sünnetinden ayırma! ?hirette ise ?efâatından mahrum kılma! ?min? ?min? ?min?







Kaynak: Salih Suruç'un "Peygamberimizin Hayatı" isimli kitaptan alınmı?tır.
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Forum Atla:


 Quick Theme:


İletişim | irfanmeclisi | Yukarıya dön | İçeriğe Dön | Hafifleştirilmiş Sürüm | RSS Beslemesi
Forumlara hızlı giriş için tıklayın
|Allah C.C.|   | Kur'an-ı Kerim | | Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) |  | İslam Büyükleri Alimleri ve Eserleri | | Dini Bilgiler |
| İslamî Hayat ve Aile | | Resimler & Duvar kağıtları | | Ilahi & Ezgi Sozleri | Nükte,Hiciv,Fıkra ve Bulmacalar |
| Dini Filmler , vss. | | İlahiler & Ezgiler | | Cep Telefonları Ve Donanımları | | program download (program indir) |
| Gündemdeki Konular | | Dergi,Kitap ve Diğer Tanıtımlar.. | | İslam Tarihi | |  Peygamberler Tarihi | | Osmanlı Tarihi |

Google Pagerank CheckerTOPlist
Zirve100